Bir ceza davasında, usulüne uygun arama kararı olmadan yapılan aramada elde edilen delillerin, arama sırasında bulunması gereken kişilerin (örneğin ihtiyar heyetinden aza) hazır bulundurulmaması nedeniyle hukuka aykırı sayılıp sayılamayacağı konusunda YCGK'nın 2012/96 sayılı kararının yaklaşımı nedir? Bu tür bir eksiklik mutlak bir bozma nedeni midir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13/03/2012 tarihli ve 2011/8-278 E., 2012/96 K. sayılı kararında bu konu tartışılmıştır. Kararda, usulüne uygun alınmış bir arama kararına istinaden yapılan aramada, CMK'nın öngördüğü şekli koşullardan olan 'arama sırasında bulunması gereken kişilerin (örneğin, ihtiyar heyeti azası veya komşu) hazır bulundurulmaması'nın, tek başına elde edilen delili 'hukuka aykırı' hale getirmeyeceği ve mahkumiyet hükmüne dayanak teşkil etmesine engel olmayacağı kabul edilmiştir. Yargıtay, bu tür bir eksikliği, delilin elde edilişinin özünü sakatlayan (örneğin, işkenceyle veya kararsız aramayla elde etme gibi) mutlak bir hukuka aykırılık olarak değil, nispi nitelikte, arama işleminin geçerliliğini etkilemeyen bir 'şekle aykırılık' olarak değerlendirmiştir. Eğer arama kararının kendisi hukuka uygunsa ve arama sırasında başka bir hak ihlali (kötü muamele vb.) yaşanmamışsa, sırf bu şekli eksiklik nedeniyle delillerin geçersiz sayılması, maddi gerçeğe ulaşma amacına aykırı bulunmuştur. Dolayısıyla, bu durum tek başına mutlak bir bozma nedeni değildir.