Bir trafik polisinin, denetim sırasında durdurduğu bir kamyon şoföründen 'bize kim bakacak' veya 'bizimle kim ilgilenir' gibi sözlerle para talep etmesi ve alması eylemi, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/11204 E. sayılı kararında neden irtikap değil, TCK m. 257/3 (mülga) kapsamında 'görevi kötüye kullanma' olarak nitelendirilmiştir? Rüşvet suçundan neden ayrılmıştır?
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/11204 E., 2015/15027 K. sayılı kararında, eylemin irtikap (icbar veya ikna) suçunun unsurlarını taşımadığı kabul edilmiştir. Çünkü polislerin, şoförleri haklı bir işlerini yapmamakla tehdit ederek manevi bir cebir altına aldıklarına (icbar) veya yasal bir ödeme olduğuna inandırdıklarına (ikna) dair bir durum yoktur. Eylem, daha çok yol denetimi sırasında bir nevi 'haraç' alma niteliğindedir. Eylemin rüşvet suçundan ayrılmasının temel nedeni ise, suç tarihindeki TCK m. 252'nin (6352 sayılı kanun değişikliğinden önceki hali) yapısıdır. O dönemde rüşvet suçu, sadece kamu görevlisinin 'görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için' yarar sağlamasını cezalandırıyordu. Olayda ise polisler, yapmaları gereken rutin bir denetim görevini yaparken, yani 'görevinin gereklerine uygun davranmak için' menfaat temin etmişlerdir. Bu durum, o tarihte yürürlükte olan ve sonradan kaldırılan TCK m. 257/3'teki 'görevinin gereklerine uygun davranmak için menfaat temin etme' suç tipine uymaktaydı. 6352 sayılı kanunla TCK m. 252'nin yeniden düzenlenmesiyle bu tür eylemler artık rüşvet suçu kapsamında değerlendirilmektedir. Ancak Yargıtay, lehe kanun prensibi gereği, suç tarihindeki daha lehe olan TCK m. 257/3'ün uygulanması gerektiğini belirtmiştir.