Bir kasten yaralama olayında, sanığın eylemi sonucunda mağdurda hem 'yaşamını tehlikeye sokan bir durum' (TCK m. 87/1-d) hem de 'kemik kırılması' (TCK m. 87/3) meydana gelmişse, cezanın belirlenmesinde nasıl bir yol izlenmelidir? Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2016/14907 K. sayılı kararı bu konuda neyi öngörmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #296127

Bu durumda, cezanın belirlenmesinde TCK m. 61'deki 'cezanın bireyselleştirilmesi' ilkesi devreye girer. Sanığın tek bir eylemiyle birden fazla nitelikli halin gerçekleşmesi, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak daha ağır bir şekilde belirlenmesini gerektirir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2016/14907 K. sayılı kararında da bu husus vurgulanmıştır. İzlenmesi gereken yol şöyledir: 1) Öncelikle TCK m. 86/1'e göre temel ceza (1 yıldan 3 yıla kadar hapis) belirlenir. Bu temel ceza belirlenirken, TCK m. 61 uyarınca, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınır. Olayda hem yaşamsal tehlike hem de kemik kırığı gibi iki ağır sonucun bulunması nedeniyle, temel ceza alt sınır olan 1 yıldan belirgin şekilde uzaklaşılarak, örneğin 2.5 yıl gibi bir seviyeden belirlenmelidir. 2) Bu temel ceza üzerinden, önce TCK m. 87/1-d uyarınca (yaşamsal tehlike) ceza bir kat artırılır. 3) Ardından, bulunan bu miktar üzerinden TCK m. 87/3 uyarınca (kemik kırığı) kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre yarı oranına kadar bir artırım daha yapılır. Yargıtay, birden fazla nitelikli halin varlığına rağmen temel cezanın alt sınırdan tayin edilmesini hukuka aykırı bulmaktadır.