Ceza Genel Kurulu'nun 2018/223 sayılı kararında, kadastro mahkemesi yazı işleri müdürünün dava açanlardan fazla para alması eylemi neden 'ikna suretiyle irtikap' olarak nitelendirilmiştir? Kararda, suçun ortağı olduğu iddia edilen hakimin sorumluluğu hangi hukuki ilkeye dayandırılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #296121

Eylem, 'ikna suretiyle irtikap' (TCK m. 250/2) olarak nitelendirilmiştir çünkü yazı işleri müdürü, 'görevinin sağladığı güveni kötüye kullanarak gerçekleştirdiği hileli davranışlarla' dava açan kişileri, ödemeleri gereken miktardan daha fazlasını 'dava masrafı' olarak ödemeleri gerektiğine inandırmıştır. Mağdurlar, ödedikleri paranın haksız olduğunu bilmemekte, görevlinin beyanına ve konumuna güvenerek yasal bir ödeme yaptıklarını düşünmektedirler. Bu, tipik bir ikna suretiyle irtikap eylemidir. Kararda, hakimin sorumluluğu ise TCK m. 38'de düzenlenen 'azmettirme' ilkesine dayandırılmıştır. Her ne kadar eylemi doğrudan yazı işleri müdürü gerçekleştirmiş olsa da, kararda belirtilen deliller (tanık beyanları, sanıkların samimi ilişkisi, paraların müdürün hesabına yatırılması, müfettiş incelemesinden sonra iade kararları verilmesi vb.) hakimin bu eylemlerden 'bilgisi ve talimatı doğrultusunda' haberdar olduğunu ve müdürü bu suçu işlemeye teşvik ettiğini göstermektedir. Sicil amiri olduğu müdürün eylemlerinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu vurgulanarak, hakimin azmettiren olarak suçtan sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmiştir.