Bir tanığın, soruşturma aşamasında sanık aleyhine verdiği ifadeden, kovuşturma aşamasında 'kızgınlıkla verdiğini' belirterek dönmesi halinde, mahkeme bu çelişkiyi nasıl değerlendirmelidir? Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2015/8844 E. sayılı kararının karşı oy gerekçesinde bu durum sanığın mahkumiyeti için neden yeterli görülmemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #296100

Mahkeme, CMK m. 212/2 uyarınca bu çelişkiyi gidermeye çalışmalı, tanığa her iki ifadesini de okuyarak hangisinin doğru olduğunu ve beyanını neden değiştirdiğini sormalıdır. Hakim, tanığın duruşmadaki tavrı, samimiyeti ve diğer delillerle olan uyumunu dikkate alarak hangi beyanına itibar edeceğini serbestçe takdir eder (CMK m. 217). Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2015/8844 E., 2016/1049 K. sayılı kararının karşı oy gerekçesinde, bu durum sanığın mahkumiyeti için yeterli görülmemiştir. Gerekçesi şudur: Sanığın mahkumiyeti için tek delil, aralarında husumet bulunan eşinin soruşturma aşamasındaki beyanıdır. Tanık (eş), kovuşturmada bu beyanından dönmüş ve keneviri kendisinin ektiğini, eşine kızgın olduğu için iftira attığını söylemiştir. Sanık ise başından beri suçlamayı reddetmiştir. Bu durumda, sanık aleyhindeki tek delil olan tanık beyanı, tanığın kendisi tarafından duruşmada çürütülmüştür. Geriye, sanığın mahkumiyetini gerektirecek, 'her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı' başka bir delil kalmamıştır. 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince, tanığın sonradan döndüğü ve husumete dayalı olduğu anlaşılan ilk beyanına dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Bu nedenle karşı oy, sanığın beraat etmesi gerektiğini savunmuştur.