Boşanma davasında, eşlerden birinin diğerine fiziksel şiddet uygulaması mutlak bir boşanma sebebi midir? Fiziksel şiddet eyleminden sonra evliliğin devam etmesi, bu eylemin boşanma nedeni olarak ileri sürülmesini nasıl etkiler?
Fiziksel şiddet, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına (şiddetli geçimsizlik) yol açan en ağır kusurlardan biridir ve kural olarak tek başına bir boşanma sebebidir. Ancak, bu eylem 'mutlak' anlamda, her durumda boşanmayı gerektirmez. Eğer şiddete maruz kalan eş, bu olaydan sonra evlilik birliğini devam ettirmiş, eşiyle birlikte yaşamayı sürdürmüşse, bu durum hukuken şiddet eyleminin affedildiği veya en azından hoşgörüyle (müsamaha) karşılandığı şeklinde yorumlanabilir. Bu durumda, affedilen veya hoşgörülen olaylar artık boşanma davasına dayanak yapılamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/7927 K. sayılı kararında bu ilke açıkça belirtilmiştir: 'tanıklarca hamilelik sırasında gerçekleştiği söylenen fiziksel şiddet eyleminden sonra evliliğin devam ettiği, bu eylemin kadın tarafından affedildiği en azından hoşgörüldüğü...' anlaşılmıştır. Dolayısıyla, şiddet eylemi ne kadar ağır olursa olsun, sonrasında ortak hayata devam edilmesi, bu eylemin boşanma nedeni olarak ileri sürülmesine engel teşkil edebilir. Ancak, aftan söz edebilmek için kayıtsız şartsız bir irade beyanı veya affı gösteren net bir davranışın olması gerekir (Y2HD-K.2018/2622).