Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/732 E. sayılı kararında, uyuşturucu madde ticareti şüphesiyle takip edilen sanığın üzerinde ve aracında yapılan arama neden hukuka aykırı bulunmuştur? Kararda 'adli arama' ile 'önleme araması' arasındaki ayrım nasıl vurgulanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #296071

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/732 E., 2019/439 K. sayılı kararında, sanığın üzerinde ve aracında yapılan arama, 'önleme araması' kararına dayandırıldığı için hukuka aykırı bulunmuştur. Kararda şu ayrım vurgulanmıştır: Önleme araması (PVSK m. 9), soyut ve muhtemel bir tehlikeyi önlemek amacıyla, henüz bir suç şüphesi yokken yapılır. Adli arama (CMK m. 116) ise, somut bir suçun işlendiğine dair şüphe ortaya çıktıktan sonra, delil elde etmek veya şüpheliyi yakalamak amacıyla yapılır. Olayda, kolluk, sanığın uyuşturucu sattığına dair ihbar almış ve fiziki takip sonucunda sanığın bir başkasına uyuşturucu sattığını görmüştür. Bu andan itibaren, ortada artık soyut bir tehlike değil, 'faili belli olan bir suçun işlendiği konusunda somut bir şüphe' bulunmaktadır. Bu nedenle yapılması gereken arama, bir 'adli arama'dır ve CMK m. 116 vd. hükümlerine göre, kural olarak hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcının yazılı emri ile yapılmalıdır. Mevcut bir 'önleme araması' kararının, somut suç şüphesi ortaya çıktıktan sonra yapılacak bir 'adli arama' için hukuki dayanak oluşturamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle, usulüne uygun bir 'adli arama kararı' alınmadan yapılan arama hukuka aykırıdır ve bu arama sonucu elde edilen deliller (uyuşturucu maddeler) hükme esas alınamaz.