TCK m. 250/1'de düzenlenen icbar suretiyle irtikap suçunda 'icbar' kavramı nasıl anlaşılmalıdır? Maddi cebir ve tehditten farkı nedir ve 6352 sayılı Kanun ile eklenen fıkra bu kavrama nasıl bir açıklık getirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #296061

TCK m. 250/1'de düzenlenen icbar suretiyle irtikap suçundaki 'icbar' kavramı, manevi cebir, yani zorlama ve baskı anlamına gelir. Bu icbar, yağma suçundaki gibi fiziki cebir veya doğrudan hayata/vücut bütünlüğüne yönelik bir tehdit boyutuna varmamalıdır. İcbar, kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak, mağdurun iradesini manevi bir baskı altına almasıdır. Mağdur, hukuka aykırı bir menfaati temin etmezse, haklı bir işinin görülmeyeceği veya geciktirileceği yönünde ciddi bir endişeye kapılır. 6352 sayılı Kanunla eklenen cümle bu durumu somutlaştırmıştır: 'Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir.' Bu ekleme, Yargıtay içtihatlarında 'manevi cebir' olarak yorumlanan durumu kanun metnine taşıyarak, uygulamadaki tereddütleri gidermeyi ve icbarın varlığının kabulü için gerekli olan psikolojik baskı unsurunu netleştirmeyi amaçlamıştır. (Bkz: TCK m. 250 Gerekçesi ve Ceza Genel Kurulu - Karar: 2018/223).