Sanığın, katılanla yaptığı telefon konuşmasını gizlice kaydetmesi ve bu kaydı, katılana karşı açtığı bir hukuk davasında delil olarak sunması, TCK m. 133/3'teki 'ifşa' suçunu oluşturur mu? Bu eylemin 'hukuka aykırı' olup olmadığının değerlendirilmesindeki kriter nedir?
Bu eylem, TCK m. 133/3'teki 'ifşa' suçunu oluşturmaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre (örneğin, Yargıtay 12. CD 2013/27549 E., 2013/22721 K. sayılı karar), bir kişinin, hukuki bir uyuşmazlıkta kendi hakkını ispatlamak ve delil güvencesi altına almak amacıyla, tarafı olduğu bir konuşmayı kaydetmesi ve bunu sadece yetkili adli makamlara (mahkeme, savcılık) sunması, 'hukuka aykırı' bir eylem olarak kabul edilmemektedir. Eylemin hukuka aykırılığının değerlendirilmesindeki kriter, 'amaç'tır. Eğer amaç, özel hayata müdahale etmek, şantaj yapmak veya keyfi olarak yaymak değil de, meşru bir hakkı (iddia ve savunma hakkı) korumak ise, eylemde hukuka aykırılık bilinci ve dolayısıyla suçun manevi unsuru oluşmaz. Bu durum, bir nevi 'hakkın kullanılması' (TCK m. 26) kapsamında bir hukuka uygunluk nedeni olarak görülmektedir.