Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 2017/1 sayılı kararının karşı oy gerekçesinde, yemin delilinin 'ikame delil ve yedek ispat vasıtası' olduğu belirtilmiştir. Bu niteleme, yeminin neden davanın başında somutlaştırılmasının zor olduğu argümanını nasıl desteklemektedir?
Bu niteleme, argümanı şu şekilde destekler: Yemin, diğer delillerle (belge, tanık, bilirkişi vb.) bir vakıa ispat edilemediğinde, son çare olarak başvurulan bir delildir. Bu nedenle 'ikame' (diğerlerinin yerine geçen) ve 'yedek' bir ispat aracıdır. Bir taraf, davanın en başında, hangi iddialarını diğer delillerle ispat edip edemeyeceğini henüz bilemez. Hangi vakıanın ispatı için yemine ihtiyaç duyulacağı, ancak diğer tüm deliller toplandıktan ve değerlendirildikten sonra, yani tahkikatın sonuna doğru belli olur. Karşı oya göre, taraftan henüz yargılamanın başında, hangi vakıayı yeminle ispatlayacağını somut olarak belirtmesini beklemek, yeminin bu 'yedek' ve 'son çare' olan doğasına aykırıdır. Bu nedenle, 'sair deliller' gibi genel bir ifadenin, bu yedek delile başvurma iradesini saklı tuttuğu kabul edilmelidir. Çoğunluk görüşü ise bu fonksiyonel yorum yerine, HMK'nın katı lafzını esas almıştır.