HMK m. 29'daki dürüstlük ve doğruyu söyleme yükümlülüğü, hakimin HMK m. 31'deki davayı aydınlatma ödevi ile nasıl bir etkileşim içindedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #294509

Bu iki ilke, adil ve etkin bir yargılama için birbirini tamamlar. HMK m. 29, taraflara dürüst olma ve doğru bilgi verme 'yükünü' yükler. HMK m. 31 ise, bu yükümlülüğün tam olarak yerine getirilmediği veya beyanların belirsiz ya da çelişkili olduğu durumlarda, hakime 'müdahale etme ve aydınlatma ödevini' verir. Etkileşim şöyledir: Taraflar, dürüstlük kuralı gereği iddialarını somut ve açık bir şekilde ortaya koymalıdır. Eğer bir taraf bu yükümlülüğünü yerine getirmez ve beyanları belirsiz kalırsa, hakim, davayı aydınlatma ödevi kapsamında o tarafa soru sorarak veya ek açıklama isteyerek bu belirsizliği gidermeye çalışır. Ancak, eğer taraf 'bilerek' yalan söylüyor veya mahkemeyi yanıltıyorsa, bu durum artık aydınlatma ödevinin sınırını aşar ve dürüstlük kuralının ihlali olarak yaptırıma (delilin/beyanın reddi, giderlere mahkumiyet) tabi olur. Yani aydınlatma ödevi, ihmal veya belirsizlik hallerinde devreye girerken, kasti ve kötü niyetli davranışlar doğrudan dürüstlük kuralının ihlali olarak sonuç doğurur.