Danıştay 2. Dairesi'nin 2015/2491 E. sayılı kararının karşı oy gerekçesinde, yargı kararıyla iptal edilen bir işlem sonrası idarenin takdir yetkisini kullanarak yaptığı atamanın, 'doğrudan atanma sonucunu doğurmayan iptal kararına istinaden' geçmişe dönük mali hak talebine imkan vermeyeceği savunulmuştur. Bu görüşü 'iptal kararının sonuçları' ve 'idarenin takdir yetkisi' ilkeleri çerçevesinde tartışınız.
Bu karşı oy, iptal kararlarının doğası ve idarenin bağlı yetki-takdir yetkisi ayrımına dayanmaktadır. İptal kararları, hukuka aykırı işlemi tesis edildiği andan itibaren ortadan kaldırır ve idareyi, bu karara göre işlem yapmaya zorlar. Eğer iptal edilen işlem, idarenin 'bağlı yetki' içinde olduğu bir işlemse (örneğin, tüm şartları taşıyan birine ruhsat vermeme), idare iptal kararı sonrası o işlemi yapmak zorundadır ve gecikmeden doğan zararları da tazmin eder. Karşı oydaki olayda ise, bir göreve atama işlemi idarenin 'takdir yetkisi'ne tabidir. İptal kararı, sadece atama yapılmamasının 'gerekçesini' hukuka aykırı bulmuştur, idareyi 'doğrudan o kişiyi ata' diye zorlamaz. İdare, iptal kararı sonrası yeni bir değerlendirme yaparak (takdir yetkisini kullanarak) atamayı yapar. Karşı oya göre, atama ancak bu ikinci işlemle gerçekleştiği için, geçmişe dönük (iptal kararı ile atama arasındaki süre için) mali hak talep edilemez. Çünkü kişi, o dönemde fiilen o görevde değildir ve hak kazanmamıştır. Bu, takdir yetkisine dayalı işlemlerde iptal kararının sonuçlarının daha sınırlı olduğu tezine dayanır.