Bir davanın tarafları, aralarında anlaşarak, mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçeğe aykırı bir 'danışıklı' dava açmışlardır. Mahkemenin bu durumu fark etmesi halinde, HMK m. 29 uyarınca nasıl bir karar vermesi gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #294460

Tarafların anlaşarak, gerçekte bir uyuşmazlık olmadığı halde, üçüncü kişileri veya kamuyu zarara uğratmak ya da bir kanun hükmünü dolanmak amacıyla dava açmaları (muvazaalı/danışıklı dava), dürüstlük kuralının (HMK m. 29) en ağır ihlallerinden biridir. Bu durum, 'dava hakkının kötüye kullanılması' teşkil eder. Mahkeme, davanın danışıklı olduğunu (örneğin, tarafların çelişkili olmayan ve gerçeğe uymayan uyumlu beyanları, delil sunmaktan kaçınmaları gibi emarelerden) anladığında, re'sen bu durumu dikkate alır. Danışıklı bir davada, davacı ve davalının gerçek bir hukuki menfaati yoktur. Bu nedenle mahkeme, davanın esasına girmeden, 'aktif veya pasif husumet ehliyeti yokluğu' veya 'hukuki yarar yokluğu' gibi bir dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine karar vermelidir. Ayrıca, bu kötü niyetli davranış nedeniyle yargılama giderlerini her iki tarafa birden yükleyebilir.