TCK m. 133'te düzenlenen suçların manevi unsuru (kast) açısından, failin hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranması gerekir mi? Bir kişinin, alacağını ispatlamak için yaptığı kayıtta olduğu gibi, 'hakkını aradığı' düşüncesiyle hareket etmesi bu unsuru nasıl etkiler?
Evet, TCK m. 133'te düzenlenen suçlar kasten işlenebilen suçlardır ve suçun manevi unsurunun oluşması için failin, eyleminin hukuka aykırı olduğunu bilmesi ve istemesi gerekir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında (örneğin Yargıtay 12. CD, 2013/26087 E. sayılı karar), kişinin kendisine karşı işlenen ve başka türlü ispatı mümkün olmayan bir suçu (tehdit, hakaret vb.) belgelemek amacıyla yaptığı kayıtlarda, 'hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle' davranmadığı kabul edilmektedir. Bu durum, kastı veya kusurluluğu ortadan kaldıran bir hal olarak değerlendirilir ve sanığın beraatine yol açar. Failin amacı, özel hayata müdahale etmek veya gizliliği ihlal etmek değil, meşru bir hakkını (savunma ve ispat hakkı) korumaktır. Bu amaç, eylemin hukuka aykırılığına ilişkin bilinci (manevi unsuru) ortadan kaldırır.