HMK m. 29'un gerekçesinde, dürüstlük kuralının 'taraf hâkimiyetinin sınırları' olarak görüldüğü belirtilmiştir. 'Taraf hakimiyeti' (taraflarca getirilme ilkesi) ile 'dürüstlük kuralı' arasındaki bu dengeyi açıklayınız.
'Taraf hakimiyeti' (HMK m. 25), medeni yargılamada davanın ve savunmanın malzemesini (vakıalar ve deliller) tarafların getirmesi, hakimin bunlarla bağlı olması ilkesidir. Taraflar, hangi vakıaları ileri sürecekleri, hangi delillere dayanacakları konusunda serbesttir. Ancak bu serbestlik sınırsız değildir. İşte 'dürüstlük kuralı' (HMK m. 29), bu serbestliğin sınırını çizer. Taraflar, dava malzemesini getirirken dürüst davranmak, yalan söylememek, delil uydurmamak, süreci kötüye kullanmamak zorundadır. Yani, 'taraf hakimiyeti' ilkesi, taraflara 'ne istersen onu yap' serbestisi vermez; onlara 'kurallar içinde kalarak ve dürüstçe oyna' sorumluluğu yükler. Dürüstlük kuralı, taraf hakimiyetinin keyfiliğe dönüşmesini engelleyen bir emniyet sübabıdır.