Kefalet sözleşmesinde, kefilin sorumlu olduğu azami miktarın ve kefalet tarihinin kendi el yazısıyla yazılmamış olması, TBK m. 583 uyarınca kefaleti geçersiz kılar. Mahkemenin bu şekil şartını gözden kaçırarak kefil aleyhine karar vermesi ve davalı kefilin yargılamanın ilerleyen bir aşamasında ödeme yaptığını gösteren banka dekontları sunması durumunda, mahkemenin bu delili dikkate alması gerekir mi? Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2015/10592 E. sayılı kararını bu açıdan değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #294388

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2016/3731 K. sayılı kararı iki önemli noktaya işaret etmektedir. İlk olarak, TBK m. 583'teki el yazısı şartı bir geçerlilik şartıdır ve mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır. Bu şartın yokluğunda kefalet geçersizdir ve kefilin sorumluluğuna gidilemez. İkinci olarak, 'ödeme' savunması ve buna ilişkin deliller (banka dekontu gibi), borcu sona erdiren bir nitelik taşıdığı için 'savunmanın genişletilmesi yasağı' kapsamında değildir. Bu tür deliller yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Dolayısıyla, mahkemenin hem geçersiz kefalete dayanarak karar vermesi hem de sunulan ödeme belgelerini 'savunmanın genişletilmesi' gibi yanlış bir gerekçeyle dikkate almaması, HMK m. 318'in ruhuna aykırı ve hatalıdır. Mahkeme, ödeme delilini mutlaka dikkate almalı ve hatta bu yönde araştırma yapmalıdır. Karar bu nedenle eksik incelemeye dayalıdır ve bozulmalıdır.