Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 2015/2 E. sayılı kararının karşı oy gerekçesinde, 'her türlü hukuki delil' ifadesinin, 'çoğun içinde azı da vardır' ilkesi gereğince 'yemin' delilini de kapsaması gerektiği savunulmuştur. Bu görüşün hukuki mantığını ve çoğunluk görüşüyle olan temel fikir ayrılığını açıklayınız.
Karşı oyun hukuki mantığı, 'her türlü kanuni delil' gibi genel bir ifadenin, kanunda sayılan tüm delilleri, bu arada 'yemin' delilini de kapsadığı varsayımına dayanır. 'Çoğun içinde azı da vardır' ilkesi, geniş kapsamlı bir talebin veya ifadenin, kendi içinde yer alan daha dar kapsamlı unsurları da içerdiğini kabul eder. Bu görüşe göre, taraf 'her türlü delil' diyerek aslında yemin dahil tüm delillere dayandığını ima etmiştir. Çoğunluk görüşüyle temel fikir ayrılığı şuradadır: Çoğunluk, HMK'nın getirdiği 'somutlaştırma yükünü' (m. 194) ön plana çıkararak, tarafların delillerini genel ifadelerle değil, 'açıkça' ve 'tek tek' belirtmek zorunda olduğunu savunur. Yani HMK, genel ifadeleri yeterli görmemekte, spesifik olmayı aramaktadır. Karşı oy ise, somutlaştırma yükünün yemin gibi 'ikame' ve 'yedek' nitelikteki bir delil için yargılamanın başında uygulanamayacağını, bu ifadenin geleneksel bir teamül olarak kabul edilmesi gerektiğini savunur. Fikir ayrılığı, kanunun yeni ve katı lafzı ile eski teamüller ve genel hukuk ilkeleri arasındaki gerilimden kaynaklanmaktadır.