Bir davada alacaklının, ilama dayalı takip yapmak yerine, aynı ilamı dayanak göstererek ilamsız takip yoluna başvurması, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2015/29585 E. sayılı kararına göre neden HMK m. 29'daki dürüstlük kuralına aykırıdır? Bu tercihin altında yatan olası kötü niyetli amaçlar neler olabilir?
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2015/29870 K. sayılı kararında bu durum, dürüstlük kuralına (HMK m. 29) aykırı bulunmuştur. Çünkü ilamlı icra, alacaklı için borçlunun itirazının takibi durdurmaması gibi çok daha avantajlı bir yoldur. Alacaklının bu avantajlı yolu bırakıp, borçlunun basit bir itirazıyla takibi durdurabildiği ilamsız icra yolunu seçmesi, hayatın olağan akışına aykırıdır. Kararda da belirtildiği gibi, bu tercihin altında yatan kötü niyetli amaçlar şunlar olabilir: 1) İİK m. 36 uyarınca borçlunun icranın geri bırakılması (tehiri icra) kararı almasını engellemek. 2) İİK m. 40 uyarınca, ilamın üst mahkemece bozulması halinde icranın iadesi riskinden kaçınmak. Alacaklı, bu şekilde usul hukukunun borçluya tanıdığı güvenceleri dolanmaya çalışmaktadır. Bu, hakkın açıkça kötüye kullanılmasıdır ve dürüstlük kuralını ihlal eder. Bu nedenle Yargıtay, ilama dayalı olarak ilamsız takip yapılamayacağına karar vermiştir.