Bir mahkeme kararının gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında açık bir çelişki bulunmaktadır. Örneğin, gerekçede davanın reddi gerektiği açıklanırken, hüküm fıkrasında 'davanın kabulüne' karar verilmiştir. Bu durum HMK 304 ve 305 kapsamında nasıl bir çözüm yoluna tabidir? Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/18203 E. sayılı kararı bu duruma bir örnek midir?
Bu durum, HMK m. 305/1'de belirtilen 'birbirine aykırı fıkralar içerme' veya 'icrasında tereddüt uyandırma' halinin tipik bir örneğidir ve 'tavzih' yoluyla giderilmesi gerekir. Ancak, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2017/11645 K. sayılı kararında olduğu gibi, mahkemenin bu çelişkiyi 'tashih' yoluyla düzeltmesi usule aykırıdır. Kararda, mahkemenin gerekçede 'şikayetin reddi' yazmasına rağmen hükümde 'şikayetin kabulüne' yazdığı ve sonrasında bunu 'tashih' kararı ile düzelttiği görülmektedir. Yargıtay bu durumu, HMK m. 305/2'ye atıfla, hakimin verdiği kararı sonradan değiştiremeyeceği ilkesine aykırı bulmuş ve tavzih yoluyla dahi hükmün sonucunun değiştirilemeyeceğini ima ederek tashih kararını bozmuştur. Aslında bu durum, hükmün kendi içinde çelişkili olması nedeniyle bir tavzih konusudur. Ancak tavzihle bile hükmün sonucu (kabul/ret) değiştirilemez. Bu tür bir çelişki, esasen hükmün geçersizliğine yol açan ciddi bir hatadır ve en sağlıklı çözüm yolu temyizdir. Mahkemenin tashih veya tavzihle 'kabul'ü 'ret' yapması mümkün değildir.