Bir Danıştay kararında (örneğin Danıştay 13. Dairesi, 2016/338 E.), idari davaya konu edilebilecek 'kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem' bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. İlk derece mahkemesinin bu usuli şartı göz ardı ederek davanın esasına girip karar vermesi, İYUK Madde 49 açısından nasıl bir sonuç doğurur?
İYUK Madde 14/3-d, dava dilekçelerinin 'idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı' yönünden inceleneceğini belirtir. Bu, davanın esasına girilebilmesi için bir ön koşuldur. Danıştay 13. Dairesi'nin 2016/680 K. sayılı kararında, Kamu İhale Kurulu'nun nihai kararı henüz oluşmamışken açılan davanın, dava edilebilir nitelikte kesin bir işleme karşı açılmadığı belirtilmiştir. İlk derece mahkemesinin bu durumu atlayarak davanın esasına girmesi, 'görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması' (İYUK m. 49/2-a) veya 'usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata' (İYUK m. 49/2-c) kapsamında değerlendirilebilecek ciddi bir usul hatasıdır. Danıştay, bu durumda ilk derece mahkemesi kararını bozarak, davanın incelenmeksizin reddedilmesi gerektiğine karar verecektir. Yani, esasa ilişkin hüküm ortadan kaldırılıp, usulden ret kararı verilmesi için dosya geri gönderilir veya Danıştay bu kararı kendisi verir.