Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/6440 Esas ve 2016/4634 Karar sayılı kanun yararına bozma istemine konu olayda, kendisine muhafazası için bırakılan malları haciz işlemi sırasında getirmeyen sanığın eylemi neden TCK m. 289/3 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293636

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 01.07.2016 tarihli 2016/4634 Karar sayılı kanun yararına bozma istemine konu olayda, sanığın borcuna karşılık haczedilen malların kendisine yediemin olarak teslim edilmesine rağmen, haciz işlemi sırasında getirmeyerek mevcut adresini terk ettiği ve mallar üzerinde tasarrufta bulunup bulunmadığı, amacı dışında kullanıp kullanmadığı, taksirle kaybolmasına veya bozulmasına neden olup olmadığının araştırılmaması bozma nedeni yapılmıştır. Mahkeme, sanık hakkında TCK'nın 289/1. maddesinden mahkumiyet kararı vermişken, kanun yararına bozma isteminde, sanığın eyleminin TCK'nın 289/3. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. **Gerekçe:** TCK'nın 289. maddesinin 3. fıkrası, 'Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir sebeple elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adli para cezası ile cezalandırılır' hükmünü düzenlemektedir. Kanun yararına bozma isteminde, sanığın savunmasında eşyaların halen mevcut olduğunu beyan etmesi karşısında, mallar üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunup bulunmadığı (kasten), amacı dışında kullanıp kullanmadığı veya 'taksirle' kaybolmasına veya bozulmasına neden olup olmadığının kolluk marifetiyle araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Zira sanık, malların mevcut olduğunu beyan ettiğinden, bunları kasten tasarruf amacı dışında kullandığı tespit edilememiş, ancak haciz işlemi sırasında getirmemesiyle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve malların kaybolmasına yol açmış olabileceği düşünülmüştür. Dolayısıyla, kanun yararına bozma istemi, mahkemenin suçun nitelendirmesinde yanılgıya düştüğü ve eylemin 'taksirli' bir davranışla malın kaybolmasına sebebiyet verme ihtimalini (TCK 289/3) göz ardı ettiği gerekçesiyle kabul edilmiştir. Bu durum, suçun unsurlarının tam olarak belirlenmeden kasıtlı suçtan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu göstermektedir (Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E: 2015/6440, K: 2016/4634, T: 01.07.2016).