Mirasbırakan muvazaası davasında, farklı mirasçılar tarafından aynı taşınmaza yönelik aynı davalı aleyhine açılan tazminat istemli davaların birleştirilmesi, HMK m. 166 uyarınca nasıl gerekçelendirilmektedir? Bu durumun usul ekonomisi ve çelişik kararların önlenmesi ilkeleriyle ilişkisini açıklayınız.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 05.06.2018 tarihli 2016/15327 Esas, 2018/11039 Karar sayılı kararında, mirasbırakan muvazaasına dayalı tazminat istemli davaların birleştirilmesi konusu ele alınmıştır. Kararda, farklı mirasçılar tarafından aynı taşınmazlara yönelik aynı davalı aleyhine açılan tazminat istemli davaların birleştirilmesinin gerekliliği vurgulanmıştır. **Gerekçelendirme:** Karar, 'bir davada aynı maddi vakıalara dayanılarak ileri sürülen isteklerin birlikte incelenmesinde, sağlıklı bir hukuki değerlendirme yapılabilmesi bakımından hukuki yarar bulunduğu kuşkusuzdur' ilkesine dayanmaktadır. Bu ilkenin, HMK'nın 166. maddesinde 'aralarında bağlantı bulunan davaların birleştirilmesi' olarak benimsenmiş olduğu belirtilmiştir. Bağlantı, 'davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması' durumunda var sayılır (HMK m. 166/4). **Usul Ekonomisi ve Çelişik Kararların Önlenmesi İlişkisi:** * **Usul Ekonomisi:** Aynı olay örgüsü (muris muvazaalı işlem) ve aynı davalı (lehine işlem yapılan kişi) etrafında dönen birden fazla davanın ayrı ayrı görülmesi, yargılama sürecini uzatır, mahkemelerin iş yükünü artırır ve gereksiz maliyetlere yol açar. Davaların birleştirilmesi, delillerin tek seferde toplanıp değerlendirilmesini, keşif ve bilirkişi incelemelerinin müşterek yapılmasını sağlayarak yargılamanın daha hızlı ve verimli tamamlanmasına olanak tanır. Kararda da belirtildiği üzere, 'uyuşmazlığın taraflar açısından daha sağlıklı, adil ve hızlı bir çözüme kavuşturulması için gereklidir.' * **Çelişik Kararların Önlenmesi:** Aynı olaya ilişkin farklı mahkemelerde veya farklı zamanlarda açılan davalarda, delil takdiri veya hukuki nitelendirmede farklılıklar ortaya çıkabilir. Somut olayda olduğu gibi, iki farklı mahkeme tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tazminat miktarlarının farklı belirlenmesi, çelişik kararların somut bir örneğidir. Davaların birleştirilmesi, bu tür çelişkili hükümlerin önüne geçerek hukuki güvenliği ve adli istikrarı sağlar. Bu nedenle, 'bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi' de birleştirme kararının önemli bir gerekçesi olarak sunulmuştur (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E: 2016/15327, K: 2018/11039, T: 5.06.2018). Bu durum, mirasbırakan muvazaası gibi karmaşık ve birden fazla mirasçıyı ilgilendiren davalarda birleştirmenin sadece pratik değil, aynı zamanda adil bir yargılama için de zorunlu olduğunu göstermektedir.