Ceza Muhakemesi Kanunu'na (CMK) göre suç veya terör örgütü soruşturmalarında 'suçüstü' halinin uygulama sorunları nelerdir? Bu tür soruşturmalarda CMK m. 90 ve 91/1'in uygulanmasının isabetli olup olmadığını değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293621

CMK m. 90'da düzenlenen 'suçüstü' hali, genellikle suçun işlenmesi veya hemen sonrasında failin yakalanması durumunu ifade eder. Ancak suç veya terör örgütü soruşturmalarında bu kavramın uygulanması bazı sorunları beraberinde getirmektedir: **Uygulama Sorunları:** * Uygulamada, suç örgütü soruşturmalarının sıklıkla 'suçüstü' olarak nitelendirildiği ve buna dayanak olarak örgütün devamlılığının gösterildiği belirtilmektedir (sen.av.tr makalesi). * Bu durumda, CMK m. 90'a göre yakalama yapılıp, CMK m. 91/1'e göre gözaltı emirlerinin verildiği, hatta bu emirlerin yakalama öncesinde yazılıp kolluğa gönderildiği, arama ve elkoymaya dair hakim kararları ile eş zamanlı uygulandıkları görülmektedir (sen.av.tr makalesi). * Henüz şartları oluşmadığı halde CMK m. 98/1 uyarınca hakimden yakalama emirlerinin düzenlendiği de gözlemlenmektedir. Oysa kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını tedbir amaçlı kısıtlayan bu hallerin şartları son derece sıkı ve sınırlı şekilde öngörülmüştür (sen.av.tr makalesi). **Değerlendirme:** Suç örgütü kurmak suçu bağımsız bir suç tipi olarak düzenlense de, bu bir 'mütemadi' yani neticesi devam eden bir suç tipidir. Bu tür suçlarda, 'suçüstü' halinin mümkün olmadığı ifade edilmektedir. Ancak, suç örgütünün amacı veya faaliyetleri kapsamında işlendiği ileri sürülen 'amaç suçlara' müdahalede suçüstü halinin ve dolayısıyla CMK m. 90 ve 91/1'in gündeme gelebileceği belirtilmiştir. Bunun dışında, sırf suç örgütünün varlığından bahisle birçok amaç eylemi bekletip, suçüstü yapmayı bir kenara bırakarak, 'suç örgütü' adı altında yapılan soruşturmada CMK m. 90 ve 91/1'in tatbikinin isabetli olmayacağı ifade edilmektedir. Zira Cumhuriyet savcısının doğrudan şüphelileri yakalatamaması ve gözaltına aldıramaması eleştirilebilir olsa da, CMK m. 98/1, 145 ve 146'nın tahdidi şartları göz ardı edilemez. 'Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması' başlıklı Anayasa m. 13'ün gözden uzak tutulması imkansızdır. Uygulamada, adaletten kaçma veya delil karartma endişesiyle bu sert tedbirlere başvurulsa da, bu durum kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını orantısız şekilde kısıtlayabilir (sen.av.tr makalesi).