Bir avukatın, vekilliğini üstlendiği bir davada müvekkilinin oğlu tarafından temin edilen, katılanın hastane kayıtlarına ilişkin belgeleri dosyaya delil olarak sunması eylemi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme suçu (TCK m. 136) oluşturur mu? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını ve 'kast' unsurunun önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293601

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2020/1485 Esas, 2024/2148 Karar sayılı kararında bu durum ele alınmıştır. Somut olayda, avukat olan sanığın, müvekkilinin oğlu tarafından temin edilen, katılanın hastane kayıtlarına ilişkin belgeleri bir cinsel taciz davasında dosyaya delil olarak sunduğu iddia edilmiştir. Yerel mahkeme sanığın mahkumiyetine karar vermişken, bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırarak sanığın beraatine hükmetmiştir. **Kast Unsurunun Önemi:** Bölge adliye mahkemesi, avukat olan sanığın, dosyaya sunulan evrakların delil niteliğinde olduğunu düşündüğünü ve 'suç işleme kastıyla' hareket etmediğini belirterek sanığın beraatine karar vermiştir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E: 2020/1485, K: 2024/2148). Bu durum, TCK m. 136'daki suçun oluşumu için failde hukuka aykırı olarak kişisel verileri verme, yayma veya ele geçirme kastının bulunması gerektiğini göstermektedir. Avukatın, 'delil sunma' amacı taşıdığı ve bu belgelerin delil niteliğinde olduğuna inandığı durumda, hukuka aykırı hareket etme kastının bulunmadığı kabul edilmiştir. **Genel Yaklaşım:** Yargıtay'ın kişisel verilerin korunmasına ilişkin suçlarda (TCK m. 136) 'kast' unsurunu titizlikle incelediği, failin eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun tespitini aradığı görülmektedir. Eğer fail, bir hukuka uygunluk nedeni veya bu kapsamda nazara alınabilecek bir hususun varlığına inanarak (somut olayda 'delil sunma' amacı gibi) hareket ediyorsa, kast unsurunun oluşmadığı ve dolayısıyla suçun da oluşmadığı kabul edilmektedir.