Danıştay içtihatlarında, tam yargı davalarında dilekçede gösterilen uyuşmazlık konusu miktarın yargılama sırasında artırılıp artırılamayacağı konusunda yaşanan değişimi ve bu değişimin Anayasa Mahkemesi kararlarıyla olan ilişkisini değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293598

Danıştay içtihatları, tam yargı davalarında dilekçede gösterilen uyuşmazlık konusu miktarın yargılama sırasında artırılıp artırılamayacağı konusunda önemli bir değişim yaşamıştır. **Eski Yaklaşım:** Geçmişte Danıştay, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda (İYUK) bu konuda açık bir yasaklama olmamasına karşılık, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 87. maddesinde yer alan 'Müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edilemez' (davacı ıslah yoluyla dava konusunu artıramaz) şeklindeki 'istemle bağlı olma' kuralını kıyasen uygulayarak, tam yargı davalarında dilekçede gösterilen uyuşmazlık konusu miktarın artırılamayacağını kabul etmekteydi. Bu durum, 'azlık oyu'nda da belirtildiği üzere, hak arama özgürlüğünün kullanımına ve adil yargılama hakkına engel oluşturduğu yönünde eleştirilere neden oluyordu (Danıştay 10. Daire, E: 2006/7380, K: 2009/6440 – Azlık Oyu). **Değişim ve Anayasa Mahkemesi Etkisi:** Bu durum, Anayasa Mahkemesi'nin 20.07.1999 tarihli ve E:1999/1, K:1999/33 sayılı kararıyla HUMK'un 87. maddesindeki 'istemle bağlı olma' kuralını iptal etmesiyle kökten değişmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu kuralın hak arama özgürlüğünün kullanımına ve adil yargılama hakkına engel oluşturduğunu gerekçe göstermiştir. Bu iptal kararından sonra, tam yargı davalarında dilekçede gösterilen uyuşmazlık konusu miktarın artırılamayacağı yolundaki Danıştay İçtihatları dayanağını kaybetmiştir (Danıştay 10. Daire, E: 2006/7380, K: 2009/6440 – Azlık Oyu). **Güncel Yaklaşım:** Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının ardından, İYUK'ta bu konuda açık bir yasaklama bulunmaması karşısında, tam yargı davalarında dilekçede gösterilen uyuşmazlık konusu miktarın karar verilinceye kadarki evrede harcı yatırılarak artırılabileceğinin kabulü gerekir. Bu, hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının daha etkin bir şekilde korunmasını sağlamaktadır.