Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/242 Esas sayılı kararında ele alınan 'muhafaza görevini kötüye kullanma' suçunda haczin geçerliliğinin suçun oluşumu üzerindeki etkisini ve İcra ve İflas Kanunu'ndaki ilgili süreleri dikkate alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293588

Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda (TCK m. 289), suçun oluşabilmesi için hukuka aykırılık unsurunun bulunması şarttır. Bu hukuka aykırılık unsuru, öncelikle tipe uygun davranışın bulunmasını gerektirir ve aynı zamanda yedieminliğe temel olan haciz veya rehin gibi işlemlerin kendi kurallarına uygun yapılması anlamında yasal hükümlere aykırılığın da oluşması gerekir. Özellikle, yediemin tayin eden işlemin hukuken geçerli olmaması ya da geçerliliğini yitirmesi durumunda eylem hukuka aykırı olmayacak ve suç oluşmayacaktır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E: 2017/242, T: 01.07.2016). Yargıtay'ın sürekli içtihatlarında, haczin kalkması halinde suçun hukuka aykırılık öğesinin oluşmayacağı ve eylemin muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu oluşturmayacağı vurgulanmıştır. Bu bağlamda, İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümleri önem taşır: * **İİK m. 106 (Suç Tarihi İtibarıyla):** Alacaklı, haczolunan taşınır malı hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir. (6352 sayılı Kanun ile bu süre altı aya indirilmiştir). * **İİK m. 110:** Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Eğer failin, mahcuzlar üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunduğunun tespit edildiği tarih itibarıyla, İİK m. 106'da öngörülen satış isteme süresi dolmuşsa ve kanunda sürenin durmasını gerektirecek nedenler yoksa, mahcuzlar üzerindeki haciz başka bir işleme gerek kalmaksızın kalkar. Bu durumda, hukuka aykırılık öğesi ortadan kalktığı için muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun unsurları oluşmaz. Ancak, haciz geçerliliğini koruduğu sürece, teslim amacı dışında tasarrufta bulunma eylemi suçu oluşturacaktır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E: 2017/242, T: 01.07.2016). Öğretide de, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 1 yıl geçtikten sonra haciz istenmemesi (İİK m. 78/2) veya satışın haciz yapıldıktan 6 ay (eski 1 yıl) sonra istenmemesi (İİK m. 106, 110) durumunda haciz düştüğü için bu suçun oluşmayacağı belirtilmiştir (Osman Yaşar, H.Tahsin Gökcan, Mustafa Artuç, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, Cilt. VI, Ankara, 2010, s.8140).