HMK Madde 303'te tanımlanan kesin hükmün unsurları nelerdir? Bu unsurların birlikte bulunmasının hukuki önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293579

HMK Madde 303'ün birinci fıkrasında kesin hükmün unsurları ve tanımı yapılmıştır. Buna göre, bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, şu üç unsurun (üç aynılık koşulu) birlikte bulunması gerekir: 1. **Tarafların Aynı Olması:** Her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması gerekir. Bu sadece isim benzerliği değil, hukuki sıfat ve konumlarının da aynı olması anlamına gelir (HMK m. 303/1). Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri (örneğin mirasçılar) hakkında da geçerlidir (HMK m. 303/3). 2. **Dava Sebeplerinin Aynı Olması:** Davaların dayandığı maddi vakıaların (olayların) aynı olması gerekir. Dava sebebi, hukuki sebep değil, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Aynı vakıalara dayanılarak dava açılması halinde kesin hükmün varlığından söz edilir (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E: 2014/20344, K: 2015/20264, T: 23.11.2015). 3. **Talep Sonucunun Aynı Olması:** İlk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Müddeabihin aynılığı olarak da ifade edilen bu durumda, önceki davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunun karşılaştırması önemlidir. Maddi şeyler aynı olsa bile, talep olunan haklar değişikse talep sonuçları aynı değil demektir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E: 2016/34067, K: 2016/21595, T: 5.12.2016). **Hukuki Önemi:** Bu üç unsurun birlikte bulunması, bir davanın daha önce kesin bir hükümle çözümlendiği anlamına gelir. Kesin hüküm, yargılamanın bir dava şartıdır (HMK m. 114/1-i) ve kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece resen gözetilir. Amacı, kişiler arasındaki uyuşmazlıkların kesin bir biçimde çözümlenmesini sağlamak, hukuki güvenliği temin etmek ve mahkemelerin aynı uyuşmazlıkla sınırsız bir biçimde meşgul edilmesini önlemektir. Kesin hüküm bulunan bir konuda yeniden dava açılamaz; açılırsa dava şartı yokluğundan reddedilir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E: 2015/9175, K: 2016/3662, T: 5.05.2016).