Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2012/6181 Esas ve 2012/10935 Karar sayılı kararında, ticari taşıt kredisi nedeniyle banka lehine rehin tesis edilen araçların, borcun ödenmemesi üzerine yedieminlik görevinin kötüye kullanılması suçunu oluşturup oluşturmadığı nasıl değerlendirilmiştir? Kararın 'resmen teslim' koşulu üzerindeki vurgusunu açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293560

Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 10.10.2012 tarihli kararında, sanığın sahibi olduğu şirkete ait araçlar için bankadan temin ettiği ticari taşıt kredisi nedeniyle rehin sözleşmesi yapıldığı ve bu durumun trafik siciline bildirilerek rehin kaydının sağlandığı olay incelenmiştir. Borcun ödenmemesi üzerine banka tarafından icra takibi başlatılmış ve muhafaza için işyerine gidildiğinde araçların bulunamaması üzerine sanık hakkında 'muhafaza görevini kötüye kullanma' suçundan dava açılmıştır. **Hukuki Nitelendirme ve 'Resmen Teslim' Koşulu:** Mahkeme, sanığın mahkumiyetine karar vermişken, Yargıtay bu kararı bozmuştur. Bozma gerekçesi şu şekildedir: * TCK'nın 289. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen 'muhafaza görevini kötüye kullanma' suçunun konusunun 'resmen teslim olunan' mal olması esastır. * Bankalar ile kredi talebinde bulunanlar arasında düzenlenen rehin sözleşmesi nedeniyle yapılan teslimlerde 'resmen teslim' keyfiyetinin gerçekleşmiş sayılamayacağı belirtilmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E: 2012/6181, K: 2012/10935). **'Resmen Teslim' Vurgusu:** Karar, 'resmen teslim' kavramının, sadece taraflar arasında yapılan bir sözleşmeyle (burada rehin sözleşmesi) malın zilyetliğinin devredilmesi olmadığını, aynı zamanda kamu idaresi tarafından, mevzuata uygun bir şekilde (örn. icra dairesi aracılığıyla haciz sonrası) malın teslimi ve bu görevin hukuki ve cezai sorumluluklarının ilgili kişiye hatırlatılması gerektiğini vurgulamaktadır. Ticari bir rehin sözleşmesiyle yapılan teslim, TCK m. 289'daki 'resmen teslim' koşulunu karşılamaz. **Olası Hukuki Nitelendirme:** Yargıtay, somut olayda TCK m. 289'daki suçun unsurlarının oluşmadığını belirtmiş ve eylemin, araçların başka borçlardan dolayı başlatılan icra takipleri nedeniyle haczedildiği yönündeki sanık savunması araştırıldıktan sonra, diğer koşulların da varlığı halinde 'güveni kötüye kullanma' suçunu (TCK m. 155) oluşturabileceği düşünülüp tartışılmadan mahkumiyet hükmü kurulmasını eksik araştırma ve suç niteliğinde yanılgı olarak değerlendirmiştir. Bu karar, TCK m. 289'un uygulanmasında 'resmi nitelikteki teslim' unsurunun titizlikle incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.