Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2011/13708 Esas ve 2012/32392 Karar sayılı kararında, muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda (TCK m. 289) haczedilen taşınır malların satışının yasal süresi içinde istenmemesi durumunda suçun hukuka aykırılık unsurunun oluşmayacağı neden belirtilmiştir? İlgili İcra ve İflas Kanunu hükümlerini de açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293559

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 27.12.2012 tarihli 2011/13708 Esas ve 2012/32392 Karar sayılı kararında, muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda, hacizli taşınır malların satışının yasal süresi içinde istenmemesi durumunda suçun hukuka aykırılık unsurunun oluşmayacağı belirtilmiştir. **Gerekçe ve İlgili Kanun Hükümleri:** 1. **İİK m. 106:** 'Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren bir yıl, taşınmaz ise hacizden itibaren iki yıl içinde satılmasını isteyebilir.' (Suç tarihi itibarıyla bir yıl olan süre, 6352 sayılı Kanun'la taşınırlar için altı aya indirilmiştir). 2. **İİK m. 110:** 'Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar.' (6352 sayılı Kanun ile eklenen 'icra müdürü tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse' ibaresi de mevcuttur). Bu hükümler uyarınca, eğer haczedilen malın satışı kanuni süre içinde istenmezse, o mal üzerindeki haciz 'kendiliğinden' kalkar. Haczin kalkması demek, icra işlemiyle kurulan hukuki ilişkinin ve dolayısıyla yedieminlik görevinin hukuki dayanağının ortadan kalkması demektir. **Suçun Hukuka Aykırılık Unsuru:** Muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için, failin yedieminlik görevinin 'hukuken sürüyor' olması gerekir. Yargıtay'ın kararlarında da vurgulandığı gibi, haczin kalkması halinde suçun hukuka aykırılık öğesi oluşmaz ve eylem muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu oluşturmaz. Çünkü, hukuki bir sebeple ortadan kalkan bir görevin kötüye kullanılmasından söz edilemez. Somut olayda, sanığın borcundan dolayı 20.12.2005 tarihinde haczedilip kendisine yediemin olarak teslim edilen malların muhafazası için 07.08.2007 tarihinde (yani hacizden bir yıldan fazla süre sonra) teslim mahalline gidildiğinde sanığın taşınması nedeniyle muhafaza işleminin yapılamadığının tespiti karşısında, İİK m. 106 ve 110 gereğince haciz işleminin hukuki sonuç doğurmadığı göz önüne alınarak, sanığın eyleminde hukuka aykırılık unsurunun oluşmadığı kabul edilmiştir. Mahkemenin mahkumiyet kararı bu nedenle bozulmuştur (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E: 2011/13708, K: 2012/32392, T: 27.12.2012).