Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinde korunan 'kişisel veri' kavramı ile 'özel hayatın gizliliği' arasındaki ayrım, bir kişinin rızasıyla Facebook'ta yayımladığı bir fotoğrafın sonradan rızası dışında kullanılması durumunda nasıl değişmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293558

Yargıtay içtihatlarına göre, bir fotoğrafın kişinin rızasıyla sosyal medyada kamuya açık bir şekilde yayınlanması, o fotoğrafın 'özel hayatın gizliliği' kapsamından çıkmasına neden olur. Zira, özel hayatın gizliliği, kişinin başkaları tarafından görülmesini ve bilinmesini istemediği, mahrem nitelikteki bilgileri veya görüntüleri kapsar (TCK m. 134). Bir kişi bir fotoğrafı kendi rızasıyla herkese açık bir platformda paylaştığında, o fotoğrafın içeriğinin artık sır niteliği taşımadığı kabul edilir. Dolayısıyla, bu tür bir fotoğrafın hukuka aykırı olarak kullanılması, TCK m. 134'teki 'özel hayatın gizliliğini ihlal' suçunu oluşturmaz. Ancak, bu durum fotoğrafın 'kişisel veri' niteliğini ortadan kaldırmaz. Kişiye ait bir fotoğraf, adı, soyadı, telefon numarası gibi bilgileri barındırıyorsa veya kişiyi belirgin kılıyorsa 'kişisel veri'dir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, K: 2014/3760). Rızayla yayınlanmış olsa bile, bu verinin daha sonra ilgilisinin rızasına aykırı şekilde, hukuka aykırı bir amaçla veya yöntemle (örn. sahte bir profilde kullanmak, kötü niyetli bir açıklamayla yaymak, ticaretini yapmak) 'başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi' TCK m. 136'daki suçu oluşturur. **Örnek:** * Sanığın, mağdurun rızası dahilinde Facebook hesabında yayımladığı fotoğrafları, ayrılmalarına ve mağdur tarafından kaldırılması istenilmesine rağmen yayımlamaya devam etmesi eylemi, TCK m. 136/1'deki 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçunu oluşturur (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, K: 2017/6231). Burada, fotoğraf artık özel hayatın gizliliğini ihlal etmese de, hukuka aykırı bir 'yayma' fiili söz konusudur. Sonuç olarak, rızayla kamuya açılmış bir fotoğraf, mahrem niteliğini yitirdiği için TCK m. 134 kapsamından çıksa da, 'kişisel veri' niteliğini korur ve hukuka aykırı şekilde kullanılması durumunda TCK m. 136'daki suçu oluşturabilir. Önemli olan, verinin kullanılma şeklinin hukuka aykırı olup olmadığı ve kastın varlığıdır.