HMK m. 166 uyarınca davaların birleştirilmesi kararı verilebilmesi için 'ilk itiraz' olmaktan çıkarılmasının gerekçesi nedir? Bu değişikliğin yargılamanın uzamasını önlemedeki rolünü açıklayınız.
HMK m. 166'da davaların birleştirilmesi talepleri, mülga 1086 sayılı Kanun'dan (HUMK) farklı olarak 'ilk itiraz' olmaktan çıkarılmıştır. HUMK'ta davaların birleştirilmesi, dava şartlarından veya ilk itirazlardan biri olarak kabul edilmekteydi. Ancak HMK, bu durumu değiştirerek birleştirme kararının 'davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden' verilebileceğini hükme bağlamıştır (HMK m. 166/1). **Gerekçe ve Rolü:** HMK Madde 166 Gerekçesi'nde bu değişikliğin temel gerekçeleri şu şekilde açıklanmaktadır: 1. **Yargılamanın Uzamasının Önlenmesi:** HUMK'taki 'ilk itiraz' kuralı, çoğunlukla bu davaların birbiri yönünden bekletici mesele yapılmasına sebebiyet vererek yargılamanın daha da uzamasına neden olmaktaydı. Birleştirme kararının ilk itiraz olmaktan çıkarılması, bu tür gecikmelerin önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Davaların herhangi bir aşamasında birleştirme imkanı tanınması, yargılamanın hızlanmasına katkıda bulunur. 2. **Çelişik Kararların Önlenmesi:** Eğer ilk itirazda bulunulmaması halinde hâkim, irtibat unsurunu re'sen (kendiliğinden) gözetip davaları birleştiremeyeceği için, aynı konuda çelişik kararların ortaya çıkması muhtemeldi. Birleştirme imkanının davanın her aşamasında tanınması ve hakime re'sen birleştirme yetkisi verilmesi, bu tür çelişkili kararların önüne geçerek hukuki istikrarı sağlamayı hedefler. Bu değişiklik, usul ekonomisi ilkesiyle de uyumlu olup, davaların daha verimli ve çelişkisiz bir şekilde çözülmesine olanak tanımaktadır. Artık taraflar veya mahkeme, bağlantı olduğunu fark ettikleri anda birleştirme talebinde bulunabilecek veya karar verebilecek, bu da dava süreçlerinin daha dinamik ve etkin yürütülmesini sağlayacaktır.