Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/5154 Esas ve 2016/5103 Karar sayılı kararında, 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' ve 'cinsel saldırı' suçları bağlamında 'kasten yaralama' suçunun TCK m. 42'deki 'bileşik suç' kuralına göre nasıl değerlendirildiği açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293554

Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 25.05.2016 tarihli 2014/5154 Esas ve 2016/5103 Karar sayılı kararında, kasten yaralama suçunun iddianamede yer alan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cinsel saldırı suçlarının TCK'nın 42. maddesinde tanımlanan 'bileşik suç' kuralına göre unsuru niteliğinde olduğu belirtilmiştir. **Değerlendirme:** Karar, iddianamede sanığın mağdureyi döverek basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekilde yaraladığının belirtilmesini ve CMK'nın 225/1. maddesinde öngörülen 'hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir' ifadesini esas almıştır. Bu durumda, yaralama eyleminin, kişinin hürriyetinden yoksun kılınması veya cinsel saldırı gibi daha ağır bir suçun işlenmesi sırasında, o suçun 'unsuru' olarak gerçekleştiği kabul edilmiştir. **TCK m. 42 Uygulaması:** TCK m. 42'ye göre, biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz (TCK m. 42/1). Dolayısıyla, yaralama eylemi, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma veya cinsel saldırı suçunun gerçekleştirilmesi için yapılan bir eylem ise, bağımsız bir suç olarak cezalandırılmaz; daha ağır olan suçun içinde erir. Mahkemenin bu doğrultuda hüküm kurması, Yargıtay tarafından doğru bulunmuştur. Bu karar, 'kasten yaralama' fiilinin, cinsel saldırı veya kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi suçların gerçekleştirilmesi sırasındaki zorlama veya şiddet unsurunu oluşturması halinde, TCK m. 42 uyarınca tek bir (daha ağır) suçtan cezalandırma prensibini pekiştirmektedir.