Cumhuriyet savcısının soruşturma aşamasında şüpheliyi ifadeye davet ederken 'çağrılma nedeni'ni nasıl belirtmesi gerektiği konusunda CMK m. 145/1'in yorumlanmasındaki farklı yaklaşımları tartışınız. Maddi hakikatin ortaya çıkarılması ile savunma hakkının korunması arasındaki dengeyi değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293546

CMK m. 145/1'e göre, 'İfadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir, gelmezse zorla getirileceği yazılır.' Bu hükmün 'çağrılma nedeni' ibaresinin yorumlanmasında farklı yaklaşımlar mevcuttur: **1. Geniş Yorum (Savunma Hakkı Odaklı Yaklaşım):** * Bu yaklaşıma göre, 'çağrılma nedeni' ifadesi dar yorumlanmamalıdır. Şüpheli veya sanığa gönderilen davetiyeye net bir şekilde suça konu fiili ve hatta hukuki nedenleri içeren ibarelerin yazılması gerekir. Bu, şüphelinin/sanığın 'hakkında ileri sürülen suçlamayı bilme hakkı'nın bir gereğidir (İHAS m. 6/3-b'deki 'savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma'). Aksi takdirde, ifade sırasında suçlandığı fiil ve hukuki nitelendirmesi ile ilk defa karşılaşan şüpheli, kendi aleyhine olacak şekilde ifade verebilir ve bu ifadesi geri dönülemez sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle, davetiyede nitelikli aydınlatma yapılmadığı takdirde bireyin savunma hakkının kısıtlanacağı ileri sürülmektedir (sen.av.tr makalesi). **2. Dar Yorum (Maddi Hakikat ve Adalet Odaklı Yaklaşım):** * Bu yaklaşıma göre, şüpheliye çıkarılan davetiyede ne ile suçlandığına ilişkin ayrıntılı açıklamaların/fiillerin/delillerin yer alması durumunda, maddi gerçeğin ve adaletin ortaya çıkması zorlaşabilir. Zira bu durumda şüpheli, delil karartabilir veya adaletten kaçabilir. Bir haftalık hazırlık süresinin de bu amaçlarla kullanılabileceği belirtilir. Bu risklerin önüne geçmenin tek yolu, şüphelinin suçlandığı fiillerin ayrıntısını ifade esnasında öğrenmesidir. Dolayısıyla, CMK m. 145/1'deki 'çağrılma nedeninin açıkça belirtilmesi' hükmünün, şüpheliye çıkarılan davetiyede isnat edilen suçun vasfının belirtilmesiyle yeterli olacağı düşünülür (sen.av.tr makalesi). **Dengeleme:** Soruşturma aşaması, kovuşturmadan farklı olarak delil toplama evresidir. Henüz suç şüphesinin iddianame düzenlenmesi için yeterli düzeye gelip gelmediği dahi belli olmayabilir. Şüphelinin davetiye ile çağrıldığı durumda suçlamanın ayrıntıları ile ilk defa karşılaşması 'soruşturmanın gizliliği' ilkesi ile de uyuşabilir. Aksi takdirde, maddi hakikate ve adalete erişme yolları ile şüphelinin savunma hakkı arasında dengenin, Cumhuriyet savcısı aleyhine orantısız biçimde bozulacağı ileri sürülür. Buna karşılık, şüphelinin ifade vermeyi reddederek savunmasını hazırlamak için süre istediği durumlarda, özellikle suçlamaya dayanak fiillerin ve delillerin karmaşık olduğu hallerde bu sürenin ifade işlemine başlanmaksızın verilmesi gerektiği savunulur. Bu süreçte şüphelinin delil karartma ve/veya adaletten kaçma girişiminde bulunması halinde ise tutuklama tedbirinin uygulanabileceği belirtilir. Bu, savunma hakkı ile soruşturmanın etkinliği arasında bir denge sağlamayı amaçlar (sen.av.tr makalesi).