Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/10-3038 Esas ve 2017/429 Karar sayılı kararında, iş kazasından kaynaklanan rücuen tazminat davasında 'usuli kazanılmış hak' ile 'kesin hüküm' ilkelerinin çatışması nasıl çözümlenmiştir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.03.2017 tarihli kararında, iş kazasından kaynaklanan rücuen tazminat davasında, daha önce sigortalının açtığı maddi ve manevi tazminat davasında verilen kesinleşmiş hükmün, Kurumun açtığı rücuen tazminat davasında 'kesin hüküm' oluşturup oluşturmayacağı ve mahkemenin bozmaya uymasının 'usuli kazanılmış hak' oluşturup oluşturmadığı tartışılmıştır. **Olayın Özeti:** Bir iş kazasında yaralanan sigortalının, asıl işveren ve alt işveren aleyhine açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, asıl işverenin (TAİ) kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ve bu karar kesinleşmiştir. Ardından Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), ödediği gelir ve geçici iş göremezlik ödenekleri için rücuen tazminat davası açmıştır. Özel Daire, TAİ'nin asıl işveren sıfatının bulunmadığı, üçüncü kişi olarak kusurunun incelenmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuştur. Mahkeme bozmaya uyduktan sonra, sigortalının davasındaki kesinleşmiş hükmün kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle önceki kararında direnilmiştir. **Hukuk Genel Kurulu'nun Değerlendirmesi:** 1. **Usuli Kazanılmış Hak:** Mahkemenin Yargıtay'ın bozma kararına uymasıyla, bozma kararı lehine olan taraf bakımından usuli kazanılmış hak doğar (HGK, 17.02.2010, E: 2010/9-71, K: 2010/87). Mahkeme, bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Kamu düzeni ile ilgili konular (görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm) usuli kazanılmış hakkın istisnasıdır. 2. **Kesin Hüküm:** HMK m. 303/1'e göre kesin hüküm için tarafların, dava sebeplerinin ve talep sonuçlarının aynı olması gerekir. Hukuk Genel Kurulu, somut olayda şu sonuca varmıştır: * Mahkemenin, Özel Daire'nin bozma kararına uyma gerekçesi 'eksik incelemeye dair olduğundan TAİ'nin kusurunun araştırılması yönünden bozma ilamına uyulmasına karar verildiği' şeklinde olup, bu usuli kazanılmış hak oluşturur. * Daha da önemlisi, sigortalının işverene yönelik açtığı maddi ve manevi tazminat davasının 'tarafları ve sebebi farklı' olup, 'maddi manevi tazminat davasının hüküm fıkrası ile rücuen tazminat davasına ait talep sonucu aynı değildir'. Bu sebeple, sigortalının davası, Kurumun işverenlere yönelik açtığı rücuen tazminat davasında HMK m. 303/1 uyarınca kesin hüküm teşkil etmesine 'imkan bulunmamaktadır' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E: 2015/10-3038, K: 2017/429, T: 08.03.2017). **Çözüm:** HGK, usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak kesin hüküm gibi istisnai bir durum bulunmadığına karar vererek, mahkemenin Özel Daire bozma kararına uyması ve TAİ'nin asıl işveren olarak kabulünün artık mümkün olmaması gerektiğini belirtmiştir. Direnme kararı bozulmuştur. Bu karar, usuli kazanılmış hakkın kamu düzeniyle ilgili istisnalarından olan kesin hüküm durumunun, ancak yasal koşulları tam olarak sağlandığında geçerli olacağını ve her somut olayın dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.