Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2017/4469 Esas ve 2017/10213 Karar sayılı kararında, İİK m. 135'e göre düzenlenen tahliye emrinin iptali şikayetinde, önceki bir icra hukuk mahkemesi kararının kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı nasıl değerlendirilmiştir? Kararın gerekçesini HMK m. 303 ve m. 114/1-i bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293540

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 05.07.2017 tarihli kararında, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 135'e göre düzenlenen tahliye emrinin iptali şikayetine konu olan durumda, önceki bir icra hukuk mahkemesi kararının kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı tartışılmıştır. **Kesin Hüküm Değerlendirmesi:** Kararda belirtildiği üzere, icra mahkemesi kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmezler. Ancak, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı icra müdürlüğü ya da takip işlemi hakkında verilmeleri ve kesinleşmeleri koşuluyla kendi aralarında kesin hüküm oluşturdukları uygulamada kabul edilmektedir (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E: 2017/4469, K: 2017/10213). Somut olayda, taşınmazın ihale ile satılması ve ardından devredilmesi sonrası, yeni malikin talebi üzerine İİK m. 135'e göre tahliye emri gönderilmiştir. Önceki süreçte, şikayetçi üçüncü kişi (GSM anteni sahibi) tarafından 30.04.2014 tarihli muhtıranın iptali talebiyle icra hukuk mahkemesinde dava açılmış ve bu muhtıranın iptaline karar verilerek kesinleşmiştir. Ardından yeni malikin talebiyle 17.10.2014 tarihinde yeniden tahliye emri düzenlenmiş ve bu emre karşı şikayet yoluna başvurulmuştur. Mahkemece şikayetin HMK m. 114/1-i uyarınca kesin hüküm sebebiyle reddi gerekirken, Yargıtay bu değerlendirmeyi bozmuştur. Yargıtay, önceki İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 14.07.2014 tarihli ve kesinleşmiş kararındaki talepler ile temyiz incelemesine konu olan eldeki dosyadaki taleplerin, 'şikayet sebepleri ve taraflar aynı olduğundan', önceki kararın HMK m. 303 anlamında kesin hüküm teşkil ettiğini belirtmiştir (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E: 2017/4469, K: 2017/10213). **Gerekçe:** HMK m. 303'teki 'üç aynılık' koşulu (taraflar, dava sebepleri, talep sonucu) bu durumda sağlanmıştır. Her iki şikayetin de konusu aynı tahliye işlemini hedeflemesi ve tarafların (bir önceki davada muhtırayı iptal ettiren üçüncü kişi ile yeni malik) aynı hukuki uyuşmazlık içinde yer alması nedeniyle, önceki kesinleşmiş karar, sonraki şikayet için kesin hüküm oluşturmuştur. Dolayısıyla, mahkemenin şikayeti kesin hüküm nedeniyle reddetmesi doğru bulunmuştur (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E: 2017/4469, K: 2017/10213, T: 05.07.2017).