Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/1391 Esas ve 2017/3316 Karar sayılı kararında, eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik ve ayıplı iş bedeli tahsili davasında, daha önceki bir davada karara bağlanmış olan 'nefaset bedeli indirimi'nin eldeki davaya kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı nasıl değerlendirilmiştir? Hükmün bozulma gerekçesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293539

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 05.10.2017 tarihli kararında, eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik ve ayıplı iş bedeli tahsili istemli davada, taraflar arasında daha önce görülen ve kesinleşen bir dava (Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/12 E., 2012/351 K. sayılı) ile eldeki davanın ilişkisi değerlendirilmiştir. **Önceki Dava ve Nefaset Bedeli:** Önceki davada, yüklenici tarafından bakiye iş bedelinin tahsili için açılan itirazın iptali davasında, mahkemece 'nefaset bedeli indirimi' yapıldıktan sonra alacağa hükmedilmiş, ancak Yargıtay (Dairemizce) bu indirimin hatalı olduğu gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma üzerine mahkeme, bozmaya uyarak indirimi yapmadan alacağı hüküm altına almış ve bu karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir. **Eldeki Dava ve Kesin Hüküm Değerlendirmesi:** Davacı iş sahibi vekili, bu kez (önceki davadan sonra) önceki davada alınan bilirkişi raporunda belirtilen 5.000,00 TL'lik 'özensiz işçilik ve uygulama hatası' bedelinin tahsili için eldeki davayı açmıştır. Yani, daha önce lehine nefaset indirimi yapılmayan yüklenicinin alacağı tam olarak hüküm altına alındığı bir durumda, iş sahibi şimdi o indirimin sebebini oluşturan ayıplı ve eksik iş bedelini talep etmektedir. **Hükmün Bozulma Gerekçesi:** Mahkemece, 're'sen gözetilmesi gereken kesin hüküm bulunması sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekirken kısmen kabulü doğru olmamış' gerekçesiyle karar bozulmuştur (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, E: 2016/1391, K: 2017/3316, T: 05.10.2017). Bu kararla, önceki davada 'nefaset indirimi' yapılmaması yönündeki kesinleşen kararın, aslında o ayıplı işçiliğe ilişkin talebin reddedildiği anlamına geldiği ve bu hususun kesin hükümle çözümlendiği kabul edilmiştir. Zira, HMK m. 303'e göre, bir hüküm, davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. Önceki davada, nefaset indirimi yapılmaması kararı, o işçilikteki ayıbın hukuki olarak bir indirime yol açmayacağı, yani iş sahibinin bu yöndeki talebinin (veya savunmasının) kabul edilmediği sonucunu doğurmuştur. Bu nedenle, aynı konu ve sebep üzerinden yeni bir dava açılamayacağı belirtilmiştir.