Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/180 Esas ve 2017/3474 Karar sayılı kararında 'elatmanın önlenmesi' davasında kesin hüküm kavramının nasıl değerlendirildiği ve daha önceki bir elatmanın önlenmesi kararının yeni bir dava için kesin hüküm teşkil etmeme gerekçesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293521

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2017 tarihli kararında, 'elatmanın önlenmesi' davasında kesin hüküm kavramı ele alınmıştır. Kararda belirtildiği üzere, HMK'nın 303. maddesi (eski HUMK 237) uyarınca kesin hükümden söz edebilmek için yeni açılan bir davanın, birinci dava ile taraflarının, dava konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerekir. **Elatmanın Önlenmesi Davasında Kesin Hüküm Yorumu:** 'Elatmanın önlenmesi' bir haksız eylem olduğundan, devam ettiği veya yenilendiği müddetçe her zaman yeni bir davanın konusunu teşkil edebilir. Kesin hüküm, ancak hüküm anındaki durumu tespit eder ve hükümden sonraki döneme etkili olmaz. Bu nedenle, yeni meydana gelen vakıalara dayanılarak açılan ikinci davanın, birinci davadaki kesin hükme aykırı olduğu söylenemez ve kesin hüküm oluşturmaz (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E: 2015/180, K: 2017/3474, T: 14.06.2017). **Somut Olay Örneği:** Kararda, daha önce görülen bir elatmanın önlenmesi davasının (İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/184 Esas sayılı davası) eldeki dava için kesin hüküm oluşturmayacağı kuşkusuz olarak belirtilmiştir. Gerekçe olarak, mahkemece verilen ve kesinleşen kararın fiili duruma uymadığı, yeni aplikasyon krokisiyle tecavüzün farklı belirlendiği ve tel çekme işlemi sonrası yeni bir durumun (giriş-çıkışların imkansız hale gelmesi) ortaya çıktığı ifade edilmiştir. Bu durum, 'elatmanın önlenmesi' gibi devamlılık arz eden haksız fiillerde, önceki hükmün sadece verildiği anki fiili durumu kapsadığı, daha sonra ortaya çıkan yeni fiili durumlar veya değişiklikler nedeniyle yeniden dava açılmasının kesin hükme engel teşkil etmediği ilkesini ortaya koymaktadır.