Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/18903 Esas ve 2018/2042 Karar sayılı kararında, mirasbırakan muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasında daha önce feragat edilen kısımlar ile yolsuz tescil iddiasının kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı nasıl değerlendirilmiştir?
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 07.03.2018 tarihli kararında, davacılar tarafından mirasbırakan muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil talebiyle açılan davada, özellikle daha önce feragat edilen kısımlar ile yolsuz tescil iddiasının kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı incelenmiştir. **Kesin Hüküm Değerlendirmesi:** Kararda, daha önce feragat edilen kısımlar için kesin hüküm oluştuğu belirtilmiştir. Davacılar, dava konusu taşınmazların bir kısmı yönünden feragat dilekçesi vermişler ve bu kısımlar hakkında davanın reddine karar verilmiştir. Feragat, HMK m. 311/1 uyarınca kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Ancak, mirasbırakana annesinden gelen 1/8 payın yolsuz olarak davalı adına tescil edildiği iddiası yönünden, Yargıtay'ın önceki bozma kararında (bu karara uyulmuştur) kesin hükmün varlığından söz edilemeyeceği vurgulanmıştır. Bozma kararının gerekçesi şudur: Çekişmeye konu edilen 1/8 oranındaki pay yönünden, davalı adına oluşturulan sicil kaydının TMK'nın 1025. maddesinde öngörülen 'yolsuz tescil' niteliğinde olacağı tartışmasızdır. Bu durumda, 1086 sayılı HUMK'un 237. (6100 sayılı HMK'nın 303.) maddesinde öngörülen kesin hükmün varlığından söz edilemez (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E: 2015/18903, K: 2018/2042, T: 7.03.2018). Dolayısıyla, feragat edilen kısımlar için kesin hüküm oluşurken, yolsuz tescil iddiası üzerine açılan dava, kesin hüküm koşullarını (özellikle dava sebebi ve konusu aynılığını) taşımadığı için ayrı bir dava olarak ele alınmış ve esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu, kesin hükmün kapsamının, sadece yargılamanın o anki durumu ve iddialarla sınırlı olduğunu göstermektedir.