Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/4886 Karar sayılı kararında, telefon arama kayıtlarının kişisel veri mi yoksa haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında mı değerlendirildiği hususunu tartışınız. Bu ayrımın hukuki nitelendirme açısından önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293508

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/4886 Karar sayılı kararında, sanığın katılanın cep telefonuna bakarak arama kayıtlarına vakıf olması eylemi değerlendirilmiştir. Karara göre, TCK'nın 132/1. madde ve fıkrasındaki 'haberleşmenin gizliliğini ihlal' suçunun konusu, 'haberleşme içeriğidir'. Haberleşmenin gizliliğinden söz edebilmek için, kişiler arasında haberleşme olarak isimlendirilebilecek bir iletişimin olması, en az iki kişi arasında bir haberleşme vasıtası olması (telefon, mektup, e-posta vb.) ve tarafların bu haberleşmeyi gizlilik önlemlerini alarak yapması gerektiği belirtilmiştir. Ancak, katılanın kim ile, ne zaman, hangi sıklıkla, hangi süreyle görüştüğüne ilişkin bilgiler, 'haberleşme içeriği' olarak nitelendirilemez. Bu tür bilgiler, 'kişisel veri' kapsamındadır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, K: 2019/4886). Dolayısıyla, katılana ait kişisel veri kapsamındaki arama kayıtlarına katılanın rızası dışında bakarak içeriğine vakıf olan sanık hakkında TCK'nın 136/1. maddesindeki 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek 'haberleşmenin gizliliğini ihlal' suçundan beraat hükmü kurulması bozma nedeni sayılmıştır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, K: 2019/4886). Bu ayrımın önemi şudur: Suçun doğru hukuki nitelendirilmesi, uygulanacak kanun maddesini, ceza miktarını ve yargılama sürecini doğrudan etkiler. 'Haberleşmenin gizliliğini ihlal' suçu (TCK m. 132), içeriğin gizliliğini korurken, 'kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçu (TCK m. 136), kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan her türlü bilginin korunmasını amaçlar. Yargıtay'ın bu kararı, 'arama kayıtları' gibi verilerin daha çok kişinin iletişim geçmişiyle ilgili kişisel bilgiler olduğunu, içeriğin kendisi olmadığını vurgulayarak TCK m. 136'nın uygulama alanını genişletmiştir.