Kasten öldürmeye teşebbüs suçunda, fail ile mağdur arasında öldürmeyi gerektirir bir husumet bulunmaması ve failin eylemine engel bir hal olmaksızın kendiliğinden son vermesi, kastın nitelendirilmesinde nasıl bir sonuca yol açar?
Bu iki kriterin bir arada bulunması, failin kastının öldürmeye değil, yaralamaya yönelik olduğuna dair çok güçlü birer karine oluşturur. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında (örneğin, YCGK 2018/121 E., 2021/388 K.), öldürmeyi gerektirir ciddi bir husumetin yokluğu, failin eylemi ani bir gelişme sonucu işlediğine işaret ederken, daha da önemlisi, eylemine devam etme imkanı varken (engel hal yokken) kendiliğinden son vermesi, ölüm neticesini istemediğini, yaralama ile yetinme iradesine sahip olduğunu gösterir. Bu durumda, yaralanma hayati tehlikeye neden olsa bile, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi de gözetilerek, failin eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs değil, kasten yaralama (şartları varsa nitelikli yaralama) suçunu oluşturduğu kabul edilir.