Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/394 sayılı kararında atıf yapılan 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, yedieminin (saklayanın) hacizli malı iade borcu 'götürülecek borç' mu, yoksa 'aranılacak borç' mudur? Bu durumun TCK m. 289 açısından sonucu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #293292

Her iki kanuna göre de saklama sözleşmesinde iade borcu, bir 'aranılacak borç'tur. Yani, malı saklayan yedieminin, malı alacaklıya (veya icra dairesine) götürüp teslim etme yükümlülüğü yoktur. Malı teslim alan tarafın (saklatanın), iadesini istediği malı, muhafaza edildiği yere giderek teslim alması gerekir. YCGK'nın ilgili kararında bu ilke, TCK m. 289'un yorumunda kullanılmıştır. Buna göre, yedieminin malı satış yerine götürmemesi, iade borcuna aykırılık ve dolayısıyla TCK m. 289'a göre bir suç teşkil etmez. Çünkü yediemine kanunla böyle bir 'götürme' görevi yüklenmemiştir.