Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'na dayanılarak yapılan bir işlemde, kişinin Anayasa m. 38'de düzenlenen 'ceza sorumluluğu şahsidir' ilkesinin ihlal edildiği iddiası doğrudan ileri sürülebilir mi? AYM içtihatlarına göre bu iddia hangi temel hak kapsamında değerlendirilebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #29249

Doğrudan ileri sürülemez. AYM'nin Ümmügülsüm Salgar kararında belirttiği gibi, güvenlik soruşturmasına dayalı idari işlemler 'ceza' niteliğinde olmadığından, Anayasa m. 38'de yer alan 'cezaların şahsiliği' ilkesi doğrudan uygulanmaz. Ancak bu durum, kişinin başkalarının fiillerinden sorumlu tutulmasının anayasal bir denetime tabi olmadığı anlamına gelmez. AYM, bu tür iddiaları iki temel hak kapsamında değerlendirmektedir: 1) Özel Yaşama Saygı Hakkı (Anayasa m. 20): AYM'ye göre kişilerin aile fertlerine ilişkin veriler de kişisel veridir ve bu verilerin toplanıp kullanılması özel yaşama bir müdahaledir. Bu müdahalenin kanuni dayanağının keyfiliğe karşı yeterli güvenceler içermesi gerekir (Süleyman Akif Nazlıgül kararı). 2) Adil/Dürüst Yargılanma Hakkı (Anayasa m. 36): İdare mahkemesi kararının, kişinin babasının veya eşinin fiillerine dayanarak verilmesi ve bu iddianın gerekçeli kararda karşılanmaması, 'gerekçeli karar hakkı'nın ihlaline yol açabilir (Ümmügülsüm Salgar kararı). Ayrıca, bu durumun yargılamayı hakkaniyete aykırı hale getirdiği de ileri sürülebilir (Sebiha Kaya kararındaki muhalif görüşler).