Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/8-112 E., 2014/38 K. sayılı kararı ışığında, ceza muhakemesi hukukunda 'doğrudan doğruyalık (yüz yüzelik)' ve 'sözlülük' ilkeleri ne anlama gelir? Bu ilkelerin temel istisnaları nelerdir ve bir tanığın duruşmada dinlenememesi halinde önceki beyanlarının hükme esas alınıp alınamayacağı nasıl değerlendirilir?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/8-112 E., 2014/38 K. sayılı kararı, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'doğrudan doğruyalık (yüz yüzelik)' ve 'sözlülük' ilkelerini ve bunların istisnalarını detaylı bir şekilde açıklamıştır. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-211-durusmada-okunmasiyla-yetinilebilecek-belgeler.html) **Doğrudan Doğruyalık (Yüz Yüzelik) İlkesi:** * **Anlamı:** Hüküm verecek olan mahkeme hâkiminin sanık, tanık ve olayın tüm delilleri ile birebir karşı karşıya gelmesi, herhangi bir vasıta olmadan örneğin beyan delilini dinlemesi ve belge delilini okumasıdır. Bu ilke, hakimin delillerle doğrudan temas kurarak vicdani kanaatini oluşturmasını sağlar. Bu ilke, AİHS Madde 6'da yer alan 'adil yargılanma' hakkının da bir gereğidir. **Sözlülük İlkesi:** * **Anlamı:** Duruşmada yargılama işlemlerinin yazılı değil, sözlü olarak yapılması esasına dayanır. Delillerin sözlü olarak sunulması ve tartışılması, muhakemenin şeffaflığını ve dinamizmini artırır. **Hükmün Delillere Dayandırılması (CMK 217):** * CMK 217. maddesi uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu nedenle kural olarak sanık, tanık ya da bilirkişiler mahkeme huzurunda dinlenecek ve daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçmeyecektir. **Temel İstisnalar:** 1. **CMK 210/1 (Mutlak Dinleme ve İstisnası):** 'Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.' Bu madde, delilin tek tanık beyanı olması durumunda dinleme zorunluluğunu mutlak kılar. 2. **CMK 211 (Duruşmada Okunmasıyla Yetinilebilecek Belgeler):** Belirli istisnai durumlarda naip veya istinabe yoluyla dinleme ya da eski ifadelerin bulunduğu tutanakların okunması ile yetinilmesi mümkündür (CMK 211/1). * Tanık veya sanığın suç ortağı ölmüş, akıl hastalığına tutulmuş veya bulunduğu yer öğrenilemezse. * Hastalık, malûllük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle belli olmayan bir süre için duruşmada hazır bulunması olanaklı değilse. * İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa. * Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanık veya müdafii tutanakların okunmasına birlikte rıza gösterirse (CMK 211/2). **Tanığın Duruşmada Dinlenememesi Halinde Önceki Beyanlarının Hükme Esas Alınıp Alınamayacağı (Yargıtay Değerlendirmesi):** CGK kararı, bu konuda önemli bir dengeyi ortaya koymuştur. Yargıtay'ın yaklaşımı şöyledir: * **Kural:** Duruşmada dinlenmeyen bir tanığın beyanına dayanarak mahkûmiyet kararı verilmesi kural olarak mümkün değildir (CMK 210/1). Bu durum, 'yüz yüzelik' ilkesine aykırıdır. * **İstisna ve Destekleyici Deliller:** Eğer olayın sübutuna ilişkin olarak tanık beyanından başka (adli raporlar, belge delilleri, bilişim ya da kamera kayıtları gibi) deliller de mevcutsa ve tanık tüm aramalara rağmen hazır edilemiyorsa, CMK 211 uyarınca önceki ifadelerinin okunmasıyla yetinilerek hüküm kurulabilir. Kararda, 'tanık beyanı olmadan da adli raporlar, belge delilleri, bilişim ya da kamera kayıtları gibi delillerle sübuta ulaşılabiliyorsa olayın tek tanığı bile bulunsa aranmasına rağmen hazır edilemiyorsa dinlenmesinden vazgeçilebileceği öngörülmüştür.' * **Somut Olayda Uygulama:** CGK, sanık C.U.'nun davasında, soruşturmada dinlenilen ancak kovuşturmada bulunamayan tanık O.M.'nin beyanlarının, katılanın beyanı, olay tutanağı, adli raporlar gibi başka delillerle uyumlu olması ve sanığın beyanının (Amerika'da boksör olduğu) tanığın ifadesiyle örtüşmesi nedeniyle hükme esas alınabileceğine karar vermiştir. Yerel mahkemenin sadece tanık beyanına dayanarak beraat kararı vermesi, bu dengeyi göz ardı ettiği için bozulmuştur. Özetle, 'doğrudan doğruyalık' ilkesi ceza muhakemesinin omurgasıdır, ancak yargılamanın makul sürede tamamlanması ve maddi gerçeğe ulaşılması adına bazı istisnalar kabul edilmiştir. Bu istisnalar, tanığın duruşmaya getirilememesi veya ifadesinin öneminin ikincil kalması gibi durumlarda devreye girer; ancak beyanının tek ve belirleyici delil olması durumunda tanığın mutlaka dinlenmesi esastır.