Yargıtay içtihatlarında, 'işe iade davası devam ederken kıdem ve ihbar tazminatı istenebilir mi?' sorusu nasıl cevaplandırılmaktadır? Bu durumun hukuki gerekçesini ve İş Kanunu'nun 21. maddesindeki 'mahsup' hükmüyle ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #292298

İşe iade davası devam ederken işçinin kıdem ve ihbar tazminatı talep edip edemeyeceği konusu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla açıklığa kavuşturulmuştur. (or.av.tr/ise-iade-davasi-nedir) **Yargıtay'ın Tutumu:** * Yargıtay'a göre, işe iade davası boyunca iş akdinin 'askıda' olduğu kabul edilir. Bu nedenle, işe iade davası devam ederken açılan kıdem ve ihbar tazminatı talepli davanın, 'dava tarihi itibariyle dava şartları oluşmadığından usulden reddi gerekir'. (Y9. HD, 29/04/2021 T., E. 2021/4726 K. 2021/8890) (or.av.tr/ise-iade-davasi-nedir) **Hukuki Gerekçe:** Bu içtihadın temelinde, işe iade davasının niteliği ve iş sözleşmesinin askıda kalması prensibi yatmaktadır: 1. **Askıda Kalma Prensibi:** İşe iade davası, feshin geçersiz olduğunun tespiti ve iş sözleşmesinin devamlılığını sağlamayı amaçlayan bir davadır. Dava süresince, fesih işlemi henüz kesinleşmemiş olduğu için iş sözleşmesinin 'askıda' olduğu varsayılır. Askıda kalan bir sözleşme, tam anlamıyla sona ermemiştir; dolayısıyla, sözleşmenin sona ermesine bağlı haklar (kıdem ve ihbar tazminatı gibi) henüz doğmamış veya tahakkuk etmemiştir. 2. **Tazminatların Niteliği:** Kıdem ve ihbar tazminatları, iş sözleşmesinin feshedilmesiyle, yani sona ermesiyle ortaya çıkan alacaklardır. İş sözleşmesi askıdayken bu alacakların istenmesi, hukuki dayanağını bulmaz. 3. **Hukuki Belirsizliği Önleme:** İşe iade davasının sonucu, iş sözleşmesinin akıbetini belirler. Eğer işe iade kararı kesinleşir ve işçi işe başlatılırsa, fesih geçersiz sayılacak ve iş sözleşmesi hiç feshedilmemiş gibi kabul edilecektir. Bu durumda kıdem ve ihbar tazminatı talepleri zaten anlamsız hale gelir. İşveren işçiyi işe başlatmazsa ancak o zaman işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti doğar. **İş Kanunu'nun 21. Maddesindeki 'Mahsup' Hükmüyle İlişkisi:** İK 21/5. fıkra, 'İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir.' hükmünü taşır. Bu mahsup hükmü, Yargıtay'ın yukarıdaki yaklaşımını destekler: * Eğer işveren iş sözleşmesini feshederken işçiye peşin olarak kıdem ve ihbar tazminatı ödemişse, işe iade davası sonucunda işçi işe başlatılırsa, bu ödenen tutarlar, işçinin işe iade kararı sonrası elde edeceği 'boşta geçen süre ücreti' veya 'işe başlatmama tazminatı'ndan mahsup edilir. Bu, aynı haklar için çifte ödemenin önüne geçilmesini sağlar. * Mahsup mekanizmasının varlığı, tazminatların ancak feshin kesinleştiği veya işe başlatılmama durumunda talep edilebilir hale geldiğini ve davanın askıda kaldığı dönemde talep edilemeyeceğini pekiştirir. Özetle, işe iade davası, feshin geçersizliğini tespiti ve iş akdinin devamı yönünde bir 'tespit davası' niteliğindedir. İş akdinden kaynaklanan ve 'eda davası' niteliğindeki alacak davaları (kıdem, ihbar tazminatı), iş akdinin fesih ile kesin olarak sonlanması veya işe iade kararının kesinleşmesi sonrası işe başlatılmama gibi hallerle ilişkili olduğundan, işe iade davası sürerken bağımsız olarak istenemez. Metinde de 'Tespit niteliğindeki işe iade davası ile iş akdinden kaynaklanan ve eda davası niteliğindeki alacak davaları birlikte görülemez' denilerek bu ayrım vurgulanmıştır (Y9.HD 02.10.2014 T, 2014/11696 E., 2014/29009 K.).