Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 216'da düzenlenen 'delillerin tartışılması' ve 'hükümden önce son söz' hakkı arasındaki farkları, hukuki niteliklerini ve bu haklara riayet edilmemesinin hukuki sonuçlarını Yargıtay kararları ışığında tartışınız.
CMK Madde 216, ceza muhakemesinde delillerin tartışılması sırasını ve sanığa tanınan 'son söz' hakkını düzenler. Bu iki düzenleme, hukuki nitelikleri ve sonuçları itibarıyla farklıdır. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-211-durusmada-okunmasiyla-yetinilebilecek-belgeler.html) **Delillerin Tartışılması (CMK 216/1, 2):** * **Tanım:** Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir (CMK 216/1). Taraflar birbirlerinin açıklamalarına cevap verebilir (CMK 216/2). * **Hukuki Nitelik:** Bu, yargılama sürecinin her aşamasında, delillerin sunulmasından sonra uygulanması gereken genel bir usul kuralıdır. Amacı, 'çelişmeli yargılama' ilkesi doğrultusunda taraflara deliller üzerinde iddia ve savunmalarını sunma imkanı tanımaktır. * **İhlali Sonucu:** Bu kurala riayet edilmemesi bir usul hatasıdır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7026 E., 2017/3341 K. sayılı kararı, 'iddiaca makamının esas hakkındaki mütalaasının... hazır bulunan sanıklar ve müdafileri yüzüne karşı okunmaması ve duruşma tutanağına geçirilmemesi suretiyle CMK’nın 176/4, 190/2 ve 216. maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması'nı bozma nedeni saymıştır. Bu, delillerin tartışılması sırasına ve usulüne uyulmamasının savunma hakkını ihlal edebileceğini göstermektedir. **Hükümden Önce Son Söz Hakkı (CMK 216/3):** * **Tanım:** 'Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir' (CMK 216/3). Bu hak, delillerin tartışılması aşamasının tamamlanmasından sonra, karar verilmeden hemen önce sanığa tanınan şahsi bir haktır. * **Hukuki Nitelik:** Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.10.2013 tarihli 2012/3-1391 E. 2013/407 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığın hükümden önceki son söz hakkı tıpkı ifade ve sorgu gibi **şahsi bir haktır** ve sanığın bizzat kendisi tarafından kullanılmalıdır. Sanık müdafii bu hakkı sanık yerine kullanamaz. Bu hak, sanığa yargılamanın son anında kendini ifade etme, pişmanlığını belirtme, son savunmasını yapma veya vicdani kanaatini açıklama fırsatı verir. * **İhlali Sonucu:** Son söz hakkının sanığa verilmemesi, adil yargılanma hakkının temel bir ihlali olarak kabul edilir ve **mutlak bozma nedenidir**. Yargıtay'ın 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7026 E., 2017/3341 K. sayılı kararında, 'Son oturumda duruşmada sanıklar hazır bulunmadıklarından sanıklara son sözleri sorulamamıştır. Bu haliyle, mahkemece yapılan yargılamada CMK`nın 215 ve 216. maddelerine aykırı davranıldığı söylenemeyeceğinden, sanıklar müdafilerinin sanıklara son söz hakkı tanınmadığı yönündeki temyiz itirazları yerinde görülmeyerek bu husus bozma nedeni olarak kabul edilmemiştir.' denilmiştir. Bu kararda, sanıkların 'hazır bulunmadığı' için son sözün sorulamadığı belirtilmiştir. Ancak, sanık hazır bulunuyorsa ve kendisine son söz hakkı verilmezse bu mutlak bozma nedenidir. **Temel Farklar:** * **Uygulama Zamanı:** Delillerin tartışılması yargılamanın çeşitli aşamalarında yapılabilirken, son söz hakkı sadece hükümden hemen önce kullanılır. * **Kullanıcı:** Delillerin tartışılmasına tüm taraflar (katılan, savcı, sanık, müdafii) katılabilirken, son söz hakkı **sadece hazır bulunan sanığa** aittir. * **Hukuki Sonuç:** Delillerin tartışması sırasındaki usul hataları, savunma hakkının kısıtlanması düzeyine ulaştığında bozma nedeni olurken, son söz hakkının verilmemesi, hazır bulunan sanık için mutlak bozma nedenidir.