Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 211'de yer alan 'ifadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa' hükmü (CMK 211/1-c) ile 'olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir' hükmü (CMK 210/1) arasındaki ilişkiyi ve çelişkili görünümü değerlendiriniz. Bu iki hükmün 'doğrudan doğruyalık' ilkesi bağlamında nasıl uzlaştırıldığını Yargıtay içtihatları ile açıklayınız.
CMK'da 'doğrudan doğruyalık (yüz yüzelik)' ve 'sözlülük' ilkeleri esastır; bu da kural olarak sanık, tanık ve bilirkişilerin mahkeme huzurunda dinlenmesini gerektirir. Ancak CMK 210 ve 211. maddeler bu ilkeye istisnalar getirmekte, bu da bir çelişkili görünüm yaratmaktadır. (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-211-durusmada-okunmasiyla-yetinilebilecek-belgeler.html) **CMK 210/1 ve CMK 211/1-c Arasındaki İlişki ve Çelişkili Görünüm:** * **CMK 210/1 ('Mutlak Dinleme' Kuralı):** 'Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.' Bu madde, yargılamaya konu olayın tek delilinin bir tanığın beyanı olması durumunda, o tanığın duruşmada yüz yüze dinlenmesinin mutlak bir zorunluluk olduğunu belirtir. Bu, 'doğrudan doğruyalık' ilkesinin en güçlü tezahürüdür. * **CMK 211/1-c ('Okuma ile Yetinme' İstisnası):** 'İfadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır bulunması gerekli sayılmıyorsa, Bu kişilerin dinlenmesi yerine, daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanaklar ile kendilerinin yazmış olduğu belgeler okunabilir.' Bu madde ise, tanığın ifadesinin önem derecesi düşükse, duruşmada dinlenmeden önceki beyanlarının okunmasıyla yetinilebileceğini belirtir. Bu durum, CMK 210/1'in mutlak dinleme kuralıyla ilk bakışta çelişiyormuş gibi görünebilir. **Çelişkinin Uzlaştırılması ve Yargıtay İçtihatları:** Bu iki hüküm arasındaki 'çelişki', aslında 'istisna' ve 'kural' ilişkisi üzerinden uzlaştırılır. Yargıtay içtihatları bu uzlaştırmayı şu şekilde sağlamaktadır: 1. **Delillerin Tekliği ve Önemi:** CMK 210/1, bir olayın sübutu için tek ve belirleyici delilin tanık beyanı olduğu durumlar için mutlak dinleme zorunluluğu getirir. Bu, tanığın yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyecek kadar önemli bir beyana sahip olduğu anlamına gelir. Bu durumda CMK 211/1-c'nin uygulanması mümkün değildir. 2. **İfadenin Önemi ve Destekleyici Deliller:** CMK 211/1-c ise, tanığın beyanının olayın sübutu açısından 'önem derecesi itibarıyla' kritik olmadığı veya olayın sübutunun başka delillerle de desteklendiği durumlarda uygulanabilir. Yani, tanığın beyanı tek ve belirleyici delil değilse, yargılama makamı o tanığı dinlemeyip önceki beyanını okumayla yetinebilir. Ancak, bu kararın gerekçeli olması ve hukuki dayanağının açıkça gösterilmesi şarttır. **Yargıtay Kararlarıyla Örnekler:** * Yargıtay, CMK 211/1-c'nin uygulanması için ifadesinin önem derecesi itibarıyla tanığın duruşmada hazır bulunmasının gerçekten gerekli sayılmadığına dair gerekçeli bir karar verilmesini şart koşar. Aksi takdirde, tanık dinlenilmeden veya ifadesi okunmadan hüküm kurulması bozma nedenidir. Örneğin, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/37190 E., 2016/18314 K. sayılı kararı ve 2015/25262 E., 2016/17130 K. sayılı kararı bu durumu açıkça belirtmiştir. Bu kararlar, 'görgüye dayalı bilgisi olduğu anlaşılan tanıkların' dinlenmeden veya beyanları okunmadan hüküm kurulmasını eksik kovuşturma saymıştır. * Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2014/25530 E., 2017/16254 K. sayılı kararında da, 'soruşturma evresindeki anlatımlarından olaya ilişkin görgüye dayalı bilgileri olduğu anlaşılan tanıklar... usulünce duruşmaya çağırılarak dinlenilmeden veya hukuki dayanağı gösterilip dinlenilmelerine gerek bulunmadığına dair bir karar da verilmeden, soruşturma evresinde verdikleri ifadeler de duruşmada okunmamak suretiyle, CMK’nın 210/1 ve 211/1-c maddelerine aykırı davranılması, bozma nedenidir.' hükmü, her iki maddeye aykırılığı bir arada ele almıştır. Bu içtihatlar, 'doğrudan doğruyalık' ilkesinin temel bir güvence olduğunu, ancak bazı istisnai hallerde yargılamanın hız ve etkinliği için tanık ifadelerinin okunmasıyla yetinilebileceğini, fakat bunun da belirli ve sıkı koşullara tabi olduğunu göstermektedir. Özellikle, beyanın olayın sübutu açısından 'tek delil' veya 'belirleyici delil' olduğu durumlarda tanığın mutlaka dinlenmesi gerektiği Yargıtay'ın katı tutumudur.