Hakaret suçunun TCK m. 125/3-a'ya göre 'kamu görevlisine karşı görevinden dolayı' işlenmesi, suçu nitelikli hale getirir. Yargıtay 18. CD'nin 2020/1169 K. sayılı kararında, sanığın 'kaymakamın kıçını yalıyorsun' ifadesinin, taraflar arasındaki şahsi husumet nedeniyle, mağdurun ifa ettiği kamu göreviyle ilgili olmadığına ve bu nedenle nitelikli halin uygulanamayacağına karar verilmiştir. Bu kararı, 'görevinden dolayı' unsurunun gerektirdiği 'nedensellik bağı' kriteri açısından analiz ediniz. Hakaretin görevle ilgili sayılması için hangi koşullar aranır?
TCK m. 125/3-a'daki nitelikli halin uygulanabilmesi için iki kümülatif (birlikte) şart aranır: 1) Mağdurun kamu görevlisi olması, 2) Hakaretin bu kamu görevlisinin **'görevinden dolayı'** işlenmesi. Yargıtay'ın ilgili kararı, ikinci şart olan 'görevinden dolayı' unsurunun nasıl yorumlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu unsurun varlığı için, hakaret eylemi ile mağdurun yürüttüğü kamu görevi arasında bir **'nedensellik (illiyet) bağı'** bulunması zorunludur. **Nedensellik Bağı Kriteri:** Nedensellik bağı, hakaretin temel nedeninin, kaynağının veya tetikleyicisinin, mağdurun yürüttüğü kamu görevi veya bu görevi yerine getirirken yaptığı bir işlem olmasıdır. Hakaret, kişisel bir anlaşmazlıktan, husumetten veya görevle ilgisiz başka bir sebepten kaynaklanıyorsa, mağdur kamu görevlisi olsa bile bu nitelikli hal uygulanamaz. Hakaretin görevle ilgili sayılması için şu koşullara bakılır: - Hakaretin, kamu görevinin **ifa edildiği sırada** yapılması (Bu tek başına yeterli değildir, ama güçlü bir karinedir). - Hakaretin, kamu görevinin **içeriğine veya yerine getirilme şekline** yönelik olması (Örneğin, 'ne biçim karar verdin' gibi bir eleştirinin hakarete dönüşmesi). - Hakaretin, kamu görevlisinin yaptığı bir **işlem veya aldığı bir karara tepki** olarak ortaya çıkması (Örneğin, ceza yazan polise veya olumsuz rapor veren memura hakaret). **Yargıtay Kararının Analizi:** Kararda sanığın kullandığı 'kaymakamın kıçını yalıyorsun' ifadesi, ilk bakışta bir kamu görevlisine (kaymakama) ve onunla ilişkili olarak diğer kamu görevlisine yönelik gibi görünse de, Yargıtay olayın arka planını incelemiştir. Kararda, taraflar arasında **'evvele dayalı, görevi ilgilendirmeyen şahsi husumet'** bulunduğu tespit edilmiştir. Bu tespit, hakaretin asıl nedeninin, mağdurun yürüttüğü kamu görevi değil, bu kişisel husumet olduğunu göstermektedir. Sanık, bu ifadeyle mağdurun görevini değil, kişiliğini ve Kaymakam ile olan (varsaydığı) ilişkisini hedef almaktadır. Bu durumda, hakaret ile kamu görevi arasındaki nedensellik bağı kopmuştur. Eğer sanık, mağdurun göreviyle ilgili bir işlemine (örneğin, bir ruhsat başvurusunu reddetmesine) tepki olarak aynı sözü söyleseydi, bu durumda eylem görevle ilgili kabul edilebilirdi. Ancak mevcut durumda, hakaretin kaynağı şahsi bir anlaşmazlık olduğundan, Yargıtay doğru bir şekilde TCK m. 125/3-a'nın uygulanma koşullarının oluşmadığına ve eylemin basit hakaret (TCK m. 125/1) olarak cezalandırılması gerektiğine karar vermiştir. Bu, 'görevinden dolayı' unsurunun, sadece mağdurun sıfatına değil, eylemin sebebine odaklanan bir kriter olduğunu göstermektedir.