Bir sanık, duruşmada kendisine isnat edilen suçu ve delilleri anlamadığını, bu nedenle savunma yapamayacağını belirtmektedir. CMK m. 191/3-b'de yapılan değişiklik ('suçlamanın... anlatılması') ve madde gerekçesinde yer alan 'sanığa haklarının gerçekten anlayabileceği bir biçimde açıklanarak anlatılması' zorunluluğu, mahkemeye ne gibi bir yükümlülük getirmektedir? Mahkemenin bu durumda sadece iddianameyi tekrar okuması yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #292248

CMK m. 191/3-b'de yapılan değişiklik ve madde gerekçesindeki vurgu, mahkemeye, sanığın isnadı ve haklarını sadece şeklen değil, **fiilen ve gerçekten anladığından emin olma** yükümlülüğü getirmektedir. Sanığın duruşmada isnadı anlamadığını beyan etmesi karşısında, mahkemenin sadece iddianameyi tekrar okuması **kesinlikle yeterli değildir.** Bu durum, kanunun ruhuna ve değişikliğin amacına aykırı olur. Mahkemenin yükümlülükleri şunlardır: 1. **Anlaşılır Bir Dil Kullanma:** Mahkeme başkanı veya hâkim, iddianamedeki karmaşık hukuki dili ve teknik terimleri bir kenara bırakarak, sanığın eğitim ve anlama seviyesine uygun, **sade, açık ve somut bir dille** suçlamayı anlatmalıdır. Örneğin, 'müteselsil faillik suretiyle nitelikli dolandırıcılık' demek yerine, 'Siz, diğer sanıkla birlikte hareket ederek, şu kişiyi şu yalanlarla kandırıp parasını almakla suçlanıyorsunuz. Bu eyleminizin delilleri de şunlardır...' gibi bir açıklama yapmalıdır. 2. **Somutlaştırma ve Örneklendirme:** Suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller somutlaştırılmalıdır. Hangi tarihte, nerede, ne yapıldığı; hangi tanığın ne söylediği, hangi belgenin neyi kanıtladığı basit bir dille özetlenmelidir. 3. **Geri Bildirim Alma:** Mahkeme, açıklama yaptıktan sonra sanığa 'Anladınız mı?', 'Anlamadığınız bir yer var mı?' gibi sorular yönelterek, anladığından emin olmalı, gerekirse farklı şekillerde tekrar anlatmalıdır. Bu diyalog, duruşma tutanağına da yansıtılmalıdır. 4. **Hakların Anlatılması:** Aynı şekilde, susma hakkı, müdafiden yararlanma hakkı gibi temel hakların da sadece kanun maddesi okunarak değil, 'isterseniz bu konuda hiç konuşmayabilirsiniz, bu sizin yasal hakkınızdır', 'bir avukatınız yoksa barodan size bir avukat atanmasını isteyebilirsiniz' gibi pratik ve anlaşılır ifadelerle açıklanması gerekir. Madde gerekçesindeki **'gerçekten anlayabileceği bir biçimde'** ifadesi, mahkemeye pasif bir okuyucu rolü değil, aktif bir 'öğretici' veya 'açıklayıcı' rolü yüklemektedir. Bu, savunma hakkının sadece tanınmış bir hak olmaktan çıkıp, **kullanılabilir bir hak** haline gelmesini sağlayan en önemli güvencelerden biridir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, sanığın ne ile suçlandığını ve haklarını bilmeden savunma yapmak zorunda kalması anlamına gelir ki bu, adil yargılanma hakkının esastan ihlalidir ve mutlak bir bozma nedenidir.