Bir sanık hakkında, görevsizlik kararı üzerine yetkili ağır ceza mahkemesinde yapılan ilk celsede, 'iddianame okunmadan ve CMK m. 147'deki yasal hakları hatırlatılmadan' sorgusunun yapılması, Yargıtay 20. CD'nin 2017/494 K. sayılı kararında neden mutlak bir bozma nedeni olarak kabul edilmiştir? Görevsizlik kararından sonra yeni mahkemede duruşmanın 'sıfırdan' mı başlaması gerekir, yoksa önceki mahkemede yapılan işlemler geçerli midir? Bu durumu, 'yargılamanın sürekliliği' ve 'sanığın güvenceleri' ilkeleri açısından değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #292228

Yargıtay'ın ilgili kararında, görevsizlik kararı sonrası yetkili mahkemede yapılan ilk celsede usulî işlemlerin tekrarlanmamasını mutlak bozma nedeni saymasının temelinde, **her mahkemenin kendi yargılamasını baştan sona usulüne uygun olarak yürütme zorunluluğu** ve **sanığın temel güvencelerinin her aşamada korunması gerekliliği** yatar. **Görevsizlik Kararı Sonrası Yargılamanın Durumu:** Görevsizlik kararı, davanın esasına ilişkin bir karar olmayıp, usulî bir karardır. Bu karar sonrasında dava, yetkili ve görevli mahkemeye gönderilir. Yetkili mahkeme, yargılamaya kaldığı yerden devam etmez; aksine, **duruşma hazırlığı ve duruşma aşamalarını kendi bünyesinde sıfırdan başlatmak zorundadır.** Önceki (görevsiz) mahkemede yapılan soruşturma aşaması işlemleri (ifade alma, delil toplama) geçerliliğini korur, ancak **kovuşturma aşaması (duruşma) işlemleri** yeni mahkeme tarafından tekrarlanmalıdır. **Bozma Nedeninin Hukuki Analizi:** 1. **Sanığın Güvencelerinin Tekrar Sağlanması:** CMK m. 191 ve m. 147'de sayılan işlemler (iddianamenin veya suçlamanın anlatılması, yasal hakların hatırlatılması), sanığın adil yargılanma hakkının temel taşlarıdır. Sanık, yeni bir mahkeme heyetinin önüne ilk kez çıkmaktadır. Bu yeni heyetin, sanığa isnadı bizzat anlatması ve haklarını hatırlatması, hem heyetin davaya vakıf olması hem de sanığın yeni mahkeme önünde savunmasını bilinçli bir şekilde kurabilmesi için zorunludur. Önceki mahkemede bu işlemlerin yapılmış olması, yeni mahkemeyi bu yükümlülükten kurtarmaz. 2. **Yargılamanın Sürekliliği ve Doğrudanlık İlkesi:** Yargılamanın sürekliliği, dosyanın bir bütün olarak devam etmesi anlamına gelse de, bu durum usulî güvencelerin atlanmasını meşrulaştırmaz. 'Doğrudanlık' (yüz yüzelik) ilkesi gereği, hükmü verecek olan mahkeme heyetinin, sanıkla, delillerle ve iddialarla doğrudan temas kurması esastır. İddianamenin yeni heyet tarafından okunup anlatılması, bu doğrudan temasın ilk ve en önemli adımıdır. Bu yapılmadan yapılan bir sorgu, dolaylı ve eksik bir yargılama anlamına gelir. Sonuç olarak, görevsizlik kararı bir 'devir' işlemi değil, davanın doğru mahkemeye 'havale' edilmesidir. Yetkili mahkeme, dosyayı aldığında kendi kovuşturma sürecini başlatır. Bu sürecin ilk adımı olan duruşmanın başlamasına ilişkin CMK m. 191'deki usulî işlemlerin (suçlamanın anlatılması, hakların hatırlatılması vb.) eksiksiz olarak yerine getirilmesi, savunma hakkının kısıtlanmaması için mutlak bir zorunluluktur. Yargıtay'ın kararı, bu zorunluluğun altını çizmekte ve usulî güvencelerin, yargılamanın hangi aşamasında veya hangi mahkemede olursa olsun, taviz verilemez nitelikte olduğunu vurgulamaktadır.