CMK m. 196/2, alt sınırı beş yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü olan sanığın SEGBİS ile duruşmaya katılmasına imkan tanır. Yargıtay 2. CD'nin 2016/14950 E. sayılı kararında, cezaevindeki sanığın duruşmada hazır edilmeyerek mahkumiyetine karar verilmesi bozma sebebi sayılmıştır. Bu durumu, AİHS m. 6'da düzenlenen 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleri açısından değerlendiriniz. Sanığın duruşmada fiziken veya SEGBİS ile bulunmasının bu ilkelere katkısı nedir?
Sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı, AİHS m. 6'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel bileşenlerindendir ve 'silahların eşitliği' ile 'çelişmeli yargılama' ilkelerinin hayata geçirilmesi için vazgeçilmezdir. **Silahların Eşitliği İlkesi:** Bu ilke, iddia (savcılık) ve savunma (sanık ve müdafii) makamlarının yargılama sürecinde usulî haklar ve imkanlar açısından eşit konumda olmasını gerektirir. Savcılık makamı duruşmada iddialarını sözlü olarak dile getirip delilleri sunarken, sanığın veya müdafiinin de aynı şekilde bunlara anında cevap verme, karşı delil sunma ve kendi argümanlarını doğrudan mahkemeye iletme imkanına sahip olması gerekir. Cezaevindeki bir sanığın duruşmaya getirilmemesi veya SEGBİS ile katılımının sağlanmaması, onu bu imkandan mahrum bırakır. Savunma, sadece yazılı dilekçelerle veya sanığın yokluğunda müdafiinin tek başına çabasıyla yürütülmek zorunda kalır ki bu durum, iddia makamı karşısında savunmayı zayıflatır ve 'silahların eşitliği'ni bozar. **Çelişmeli Yargılama İlkesi:** Bu ilke, davanın tüm taraflarının, sunulan tüm delil ve mütalaalardan haberdar olmasını ve bunlara karşı görüş bildirme (çelişme) imkanına sahip olmasını ifade eder. Sanığın duruşmada bizzat bulunması, bu ilkenin en etkin şekilde işlemesini sağlar. Sanık; - Tanıkların beyanlarını doğrudan dinleyebilir, tavır ve davranışlarını gözlemleyebilir ve müdafii aracılığıyla onlara anında soru yöneltebilir. - Sunulan bir belge veya delile karşı derhal itirazda bulunabilir veya açıklama yapabilir. - Mahkeme heyetinin ve savcının sorduğu sorulara doğrudan cevap vererek olayın aydınlanmasına katkıda bulunabilir ve kendi lehine olan hususları bizzat vurgulayabilir. Yargıtay'ın kararındaki bozma nedeni de tam olarak bu ilkelerin ihlalidir. Cezaevindeki sanığın, talebi olmaksızın ve imkan varken duruşmaya getirilmemesi, onun iddia makamı karşısında dezavantajlı bir konuma düşmesine ('silahların eşitsizliği') ve yargılamanın delillerine ve iddialarına etkin bir şekilde katılamamasına ('çelişmeli yargılama' hakkının ihlali) neden olmuştur. Bu, savunma hakkının esastan kısıtlanmasıdır ve adil yargılanma hakkını temelden zedeler.